22 Ekim 2020 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
MEVLÜT ÇELİK
“KAÇIN BU MÜSLÜMANLARDAN…”*
Yazı Tarihi: 16 Eylül 2020 Çarşamba 06:30

Gün geçmiyor ki toplum olarak gündemimizi meşgul eden bir hadise yaşanmasın ve günlerce hatta haftalarca kamuoyu nezdinde infial uyandırmasın… Son iki haftadır gündemimizde Fatih Nurullah isimli (sahte) şeyhin 12 yaşındaki bir çocuğa yaptığı istismar konuşulmakta. Cinsel suçların toplum nezdinde infial uyandırması normaldir, tabidir, ancak suçun bir dini mahfilde ve tarikat içerisinde gerçekleşmiş olması olayın çirkinliğini artırmakta.

Olay ortaya çıktığı andan itibaren tekrar din, diyanet, cemaat, tarikat tartışmaları yoğun bir şekilde TV ve sosyal medyada gündemi işgal etmekte, toplum olarak konuyla ilgili yeni değişik bilgiler edinmekteyiz ve bu konularda yine bilindik tartışmalara şahit olmaktayız.

Ancak ben başka yönüyle bu tartışmalara bakmak istiyorum... Şöyle ki; camiler, cemaatler, tarikatlar hitap ettikleri topluluklara, temel itikadi veya ibadet kaidelerinin yanında zühd (dünyadan, dünya nimetlerinden yüz çevirme), takva (dinin yasak ettiklerinden kaçınıp emrettiklerini yapma) veya (ileri derece takva), kardeşlik, dayanışma, fakiri gözetme, insanların ihtiyaçlarını karşılama, cömertlik hatta isar (kendi ihtiyacı varken başkasının ihtiyacını karşılama) gibi kavramlar, ahlak ilkeleri üzerine telkinler, dersler, eğitimler, hitaplar, vaazlar verilen merkezlerdir, kurumlardır. Büyük ihtimalle olayın olduğu tarikatta da bizzat bu şahıs tarafından bu tür telkinler, vaazlar verilmiştir. Lakin, şahsın Jandarma tarafından göz altına alınmasından itibaren, mağdurenin babasına, olayın kapatılması için, çözüm olarak bir çırpıda 5 milyon TL’den başlayarak 50 milyon TL’ye kadar tarikat tarafından para teklif ediliyor. Yaklaşık 500 milyon TL’lik bir tarikatın para gücünden bahsediliyor. Yaklaşık 40 bin kişilik bir mürit grubu olduğu konuşuluyor. Sadece yurtiçi değil yurt dışında da tarikatın faaliyetlerinin bulunduğu anlaşılıyor.

Şimdi. Bu tarikat sayısal ve ekonomik olarak ve 20 yıl önce başlayan bir hareket olarak Türkiye’de oldukça küçük bir topluluk. Hacim, mürit ve parasal kaynak olarak oldukça büyük hacimli olanları da var. Vurgulamak istediğim konuya dönecek olursak, bu olaylar yaşanırken Türkiye’de Eylül ayı sonuçlarına göre işsizlik %14,9. Genç işsizlerde bu oran daha da fazla, daha önce de yazmıştık. 2020 yılı itibariyle en mütevazi şekliyle hiçbir teşvik ve özel indirimden yararlanmadan bir şirket kurmanın “nakdi” maliyeti 25 bin TL civarında… 5 milyon TL ile 200 şirket kurulabiliyor. Bu hesapla 50 milyon TL ile ise 2.000 şirket kurulabiliyor. 500 milyon TL ile ise 20.000 yeni şirket kurulabiliyor.

Mayıs 2020 TÜİK verilerine göre Türkiye’de açlık sınırı 2.438 TL. 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 7.942 TL. Net asgari ücret ise 2.324 TL. 500 milyon TL ile yaklaşık 90.000 (açlık sınırının altındaki) asgari ücretli bir aylığına yoksulluk sınırına yükseltilebiliyor. Bu rakamlar sadece, yukarıda da bahsettiğim gibi geçmişi yakın döneme ait küçük bir cemaatin beyanı esas alınarak yapılmış basit bir hesaplama…

Vakıf, cemaat, tarikatların yurt dışı yapılanmalarının ise yine farklı bir yönü, matematiği var. Yurtdışında yapılan, yapıldığı söylenen okul, yurt, sosyal merkez vb. gibi girişimler için FETÖ pratiğinde olduğu gibi,  bugünkü cemaat ve tarikatların da yurtiçinde topladığı bağışların döviz olarak yurtdışına transferi söz konusu… Bununla birlikte yurt içinde kayıtlı veya kayıt dışı (yastık altı ve diğer) kaynaklardan toplanan bu paraların yurt dışına transfer edilmek suretiyle yurt dışında kurulan yapılanmalara gönderilirken, döviz kaynağı sıkıntısı ve nakit kaynağı sıkıntısı çeken ülkemde 1 USD 7,4 TL bandını, 1 EUR 8,6 TL bandını aştı. Bununla birlikte devletin yurtdışında faaliyet gösteren TİKA gibi veya yurtdışında faaliyet göstermek için kurulmuş Maarif Vakfı gibi, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşlar için de halihazırdaki makro ekonomik likidite sorunumuz nedeniyle yeterli kaynağın ayrıldığından da emin değilim..

Bu basit matematiksel hesaplar eşliğinde, tarikat ve cemaatlerin finansal güçleri bu denli büyürken, vakıf, dernek, cemaat ve tarikatların, halen ekonomik ve bağlı sosyal sebeplerle psikolojik boşluk ve sığınacak makam arayan mürid ve cemaatlerine zühd, sabır, takva, cömertlik, sabır ve sadakat sohbetleri, vaazları vermeye devam ettiği kanaatindeyim. Bu sebeple yazımı Muhammed İkbal’in (*bir bölümünü bu yazının başlığı yaptığım) meşhur sözü ile tamamlıyorum…

“Kaçın bu Müslümanlardan, Sığının İslam’a!”

Sağlıcakla kalınız.

 

 

Bu yazı 4476 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BANKALAR KALKINMA MESELESİNİN NERESİNDE?
» “KAÇIN BU MÜSLÜMANLARDAN…”*
» FRANSA DOĞU AKDENİZ’DE NEYİN PEŞİNDE?
» İHRACAT NEDİR? İHRACATIN FAYDALARI NELERDİR?
» İŞSİZLİK RAKAMLARINA İNANMALI MIYIZ?
» SEBEPLER, SONUÇLAR, ÇÖZÜMLER 2
» Ekonomi, Politika, Diplomasi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter