29 Eylül 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
SANATIN IRGATI
Yazı Tarihi: 05 Ağustos 2020 Çarşamba 07:19
Cahit Irgat’a çok yakışan “Sanatın Irgatı “ benzetmesini, çağdaş anlamda Türk Tiyatrosunun kurucularından olan Muhsin Ertuğrul, Onu Reşat Nuri Güntekin’e tanıtırken yapar. Oysa tanışmışlığı daha çocukluğuna dayanır Cahit Irgat’ın. Edirne Öğretmen Okulundayken, okula müfettiş gelir. Bu Çalıkuşunun yazarı Reşat Nuri Güntekin’dir. 1930’ların başlarında Edirne Muallim Mektebinde öğrenciyken okula müfettiş olarak gelen Reşat Nuri, Irgat’ın şair olduğunu öğrenince bir şiir okumasını ister. Irgat “iniyor kayık çıkıyor kayık” diye başlar başlamaz da “yeter yeter tamam” diyerek susturur onu. Üstelik bu kabahat, Şairin dolabının dağınık olmasına da denk gelir. Sonuç: bir hafta “tard-ı muvakkat”(geçici uzaklaştırma) alır Cahit Irgat. İleriki yıllarda Irgat’a pek çok iyiliği, yardımı da dokunacaktır Reşat Nuri Bey’in. Hatta onu tiyatroya, oyunculuğa yönlendirenler arasındadır. Bir haftalık geçici uzaklaştırmanın sebebi neydi acaba? Dolabının dağınık olması mı, Nazım’dan şiir okuması mı, yoksa şiiri yanlış okuması mı? Kim bilir! “Çok Yaşasın Ölüler ”eserinde Reşat Nuri ile tanışmayı Yazar bu şekilde anlatır. 1934 yılında Edirne’ye gelen Raşit Rıza Tiyatro’suna başvurur. Raşit Rıza tarafından çok sevilen Sanatçıya önce okulu bitirilmesi tavsiye edilir. Daha sonraları İstanbul’da ayni tiyatroda “O Gece” piyesiyle ilk defa profesyonel olur. Altı ay sonrada İstanbul Şehir Tiyatrosuna transfer olur. İlk şiiri de 1936 yılında “Cahit Saffet” ismiyle Varlık Dergisinde yayımlanır. Şirinlerinde ana tema insan sevgisi, barış, ezilenden yana olma duygularıydı. Kendisi dik duruşundan, kişiliğinden hiçbir zaman taviz vermedi. Bu yaşam biçimini, süründüm ama hiçbir zaman sürüngen olmadım diye belirtir. Sanatçı son tiyatro serüvenine Dormen Tiyatrosunda başlar. Can Yücel’in Cahit Irgat’ın kişiliğini anlatan dizeleri oldukça etkileyiciydi: “Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi
Cahit ki haksızlığa karşı üreyen hücrelerdi.
Yorgun develer gibi çöktüğü Dormen şölenlerinde bile
"Siz paranızı, ben kendi kendimi yerim," derdi.
Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil
Çoğalarak ölenlerdendi.”
 Cahit Irgat’ın Lüleburgaz’da tiyatro macerası 1960 yılında, o dönem yönetimince teşvik edilen bölge tiyatrolarının kurulması ile başladı. Bu anlayışla Lüleburgaz’da bir bölge tiyatrosu kurulmasına karar verildi. Türk Sineması’nın önemli sanatçılarından Cahide Sonku ile Cahit Irgat, Cahitler Tiyatro’sunu Şehrimizde kurdular. Ancak daha sonra Trakya Tiyatrosu olarak afişe edilen ve Lüleburgazlı tiyatro sanatçılarının da yer aldığı, Turgut Özakman’ın “Ocak” adlı oyununu sahneye koymuşlardır. Ancak bu güzel tiyatro beraberliği uzun sürmemiş, tekrar İstanbul’a geri dönmüşlerdir. Lüleburgaz doğumlu Sanatçımızı daha önceki yazımda tanıtmaya çalışmıştım. Değeri bilinmeyen ve toplumumuzca yeterince sahip çıkılmayan Irgat’ın tanıtılması için bizlere görev düşmektedir. Bir suskunluk girdabında kalan Usta’yı buradan çıkarıp, geniş kitlelerle, gençlerle tanıştırmalıyız. "Ağacım, dört kol çengi kıyamet / Her dalımda bir memleket / Uzar kollarım uzar / Taşımda toprağımda bereket / Köklerimden başlar hürriyet / Bana çarptıkça anlar / Yağmur yağmur olduğunu / rüzgâr rüzgâr " Cahit Irgat'ın düşü, kuşkusuz pek çok ozanın düşüdür. Ama pek az ozan bu düşü böyle güzel ve açıkça dile getirmiştir. Temellerinde alın teri, taşlarında insanların avuç içi sıcaklığı olan yapılarda mutlu yaşamak için, dünyayı insanca yaşamak için Cahit Irgat'ın söylediği gibi "kendimize acımaktan caymamız gerekmekte, Yoksa affetmeyecek bizi bir gün çocuklarımız". 2001 yılının 5 Haziran’ında onu uğurlayışımızın 30. Yılında, Genç Oyuncular organizasyonunda, Lüleburgaz Belediyesi hemşerimiz olan bu ozan için bir anma toplantısı düzenleyerek, onu tanıyanları ve sevenleri Lüleburgaz'a topladı. Lüleburgaz'ın kültürel zenginliklerine sahip çıkmak amacıyla yapılan bu toplantı, çiçek açmış bir nar ağacı gibi, Sanatçısına sahip çıkma adına bizleri umutlandırıştı. Ancak daha sonra devamını yaşayamadığımız anma etkinliğini, belirli bir zaman sonra, 16 Aralık 2019’da Engin Sahne ve Belediyemizin desteklediği şiir dinletisiyle anıldı. Bu güzel duyguları yaşamamıza neden olanlara, emek verenlere çok teşekkür ederim. Böyle değerli sanatçılarımızı unutmamak görevimiz olmalıdır. Sanat yaşamın içinde serpilmiş gerçeklerdir, sanatçı onu oradan çıkarabilendir.
Bu yazı 1470 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KAYBEDİLENLER
» GELECEK
» DEĞERİ ANLAMAK
» KÜRESEL KİRLİLİK
» KÜTÜPHANE
» ÇÖP
» SAĞLIKÇILAR    
» ZEYTİN AĞACI   
» ESKİ EVLER
» EYLÜL
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter