29 Eylül 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
ÇOCUKLARIN DÜNYASI
Yazı Tarihi: 21 Temmuz 2020 Salı 07:51

 Amerikan Psikoloji Derneği’nin kapsamlı bir araştırmasının sonuçlarına göre çocuklar, dört yaşına kadar gerçeklikle fanteziyi ayırt edemiyorlar.
Yedi yaşına kadar reklamla, oyunu ayrı kavramlar olarak algılamıyorlar.
Reklamlar çok eğlenceli ve oyundan beklenen hoşnutluğu fazlasıyla sağlıyor. Bir çizgi film ya da animasyon izlerken araya giren reklam hikâyenin bir parçası gibi görünüyor.12 yaşına kadar çocuklarda, mesajlardaki örtülü amaçları fark etme yeteneği tam olarak gelişmiyor. Çocuklar bu özellikleri nedeniyle, reklam endüstrisi açısından kolay ikna edilebilir bir konumda bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki istismara açık bir hedef kitle durumundadır. Televizyon, radyo, dergiler, internet, video oyunları, mobil telefonlar,  bil boardlar aracılığıyla şiddetli ve sürekli olarak reklam bombardımanına maruz kalmaktadırlar. Kısa vadeli amaç çocukların harçlıklarıyla yaptıkları ve ebeveynlerine yaptırdıkları harcamaları en üst seviyede tutmaktır. Daha sonrada uzun vadede, ömür boyu iyi birer tüketici olacak marka bağımlıları yaratmaktır.

Çocuklara yönelik reklamların yarıdan çoğu, aşırı işlem görmüş hazır yiyecek ve içeceklerle ilgilidir. Çocuklar reklamların asıl amacının, şirketlerin kazançlarını arttırmak olduğunu doğal olarak fark edemezler. Aksine tanıtılan ürünlerin çok yararlı olduğuna kolayca ikna olurlar. Yağ, tuz, şeker ağırlıklı yiyecekler, gerçekte bir dizi sağlık sorununa yol açacaktır. Fakat reklamlarda görünen gençler hep sağlıklı, ideal vücut ölçülerine sahip, güzel, neşeli ve mutludurlar. Bunu sağlayan da yedikleri burger, pizza, cips, kraker, gofret, çikolata veya aşırı şekerli içecektir. Bir çocuğun son derece dikkat çekici, göz alıcı, renkli, imrendirici mesajlardan etkilenmemesi mümkün değil. Mutluluk, bir nesnenin tüketilmesiyle yaşanan ve süresi tüketim anıyla sınırlı bir kavrama indirgenmiştir. Bir çikolatalı gofret tanıtılırken “mutlu et kendini” sözleriyle sanki gerçek mutluluk oluşacakmış gibi bir hava yaratılır. Reklam filminin kahramanı gencin daha ilk ısırıkta gözleri parlar, yüzünü çarpıcı bir mutluluk ifadesi kaplar. Çevresinde renkli ışık haleleri oluşur. Oturduğu yerden bir anda sıçrayarak zıplamaya başlar. Bir enerji topuna dönüşmüştür sanki. Dört yaşındaki bir çocuğunun, bu mesajın gerçekliğine inanmaması için hiçbir neden yoktur. Ne var ki bir ısırıkla gelen mutluluk kalıcı olmayacaktır. Mutluluk anlık olunca, bu anların tekrar tekrar yaşanması gerekir. Eğer sık tüketilen bir ürün kanıksanma ve bıkkınlığa neden olursa, hemen hemen aynı malzemeyle başka isimle yeni bir ürün büyük bir tanıtım kampanyasıyla piyasaya sürülür. Sunum biçimi, çoğu kez ürünün önüne geçer. Aynı ürünün bazen sadece ambalajı değişir. Öncelikle haz duygusunu hedefleyen aşırı işlenmiş, hazır yiyecekler çocukların tat duygularının kalıcı olarak değiştiriyor. Kutu süte alışmış bir çocuk, doğal sütü içmeyi genellikle reddeder. Bu süt kokuyor der. Tadını da beğenmez. Sütün kendine has bir tadı ve kokusu olduğunu en başta öğrenme fırsatı bulamamıştır. Kutulanmış süt, bozulmaması için sütün birçok özelliğinden arındırılmıştır. Günümüz çocuklarının tat duyuları, artık gıda endüstrisinin standartlarına uyumlanmış durumda. Alışkanlık yapan marka yiyecek ve içeceklerin ömür boyu sadık tüketicisi olmaları kaçınılmazdır.

 

Bu yazı 1639 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» GELECEK
» DEĞERİ ANLAMAK
» KÜRESEL KİRLİLİK
» KÜTÜPHANE
» ÇÖP
» SAĞLIKÇILAR    
» ZEYTİN AĞACI   
» ESKİ EVLER
» EYLÜL
» GENÇLER  
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter