01 Kasım 2020 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Hatırlatmak isterim…
Yazı Tarihi: 04 Temmuz 2020 Cumartesi 09:07

Geçtiğimiz ay tarihte ilk defa tekrar kullanılabilir bir roket içinde astronotlar da varken uzaya gidildi ve sonrasında Dünya’ya geri dönüldü. İnsanlığın uzay macerasında tarihi bir gün yaşandı.

Elon Musk ve NASA, Mars’ın atmosferini tamir edip, doğal yaşamı başlatıp, insanı kolonileştirmeyi planlıyorlar. Dünya üzerindeki kaynakların, suyun bu hızla tüketildiğini düşünürsek 50 yıl sonra dünya yaşanacak bir yer olmayacak varsayımına dayanarak yeni bir yaşam için, insanlar için “gezegen” yaratmaya çalışıyorlar. Yolculuk, uzay taşımacılığının kamudan özel sektöre geçişi açısından da bir milat.

Diğer bir olay ise İsveç’te çöpün bitmesiydi… İsveç enerjiyi çöpten elde ediyor; evlerden çıkan atıkların neredeyse tamamını elektrik üretimi, sıcak su elde etme ve ısınmada kullanıyor. Ülke, ürettiği enerjinin %65'ini yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Ancak gelin görün ki ülkede çok büyük bir sorun var: İsveç'in çöpü bitti. Geri dönüşüm, güneş enerjisi ve daha birçok sürdürülebilir uygulamada gelişmişliğin başını çeken İsveç, şaka gibi bir sorunla karşı karşıya.

Oysa Türkiye’de böyle bir sorunla asla karşılaşılmazdı değil mi? Halen çekirdek çöplerinden parklara dağ yapan insanlar. Bebeğinin bezini piknik yaptığı alana atanlar var. Şehirlerin çoğunda en az bir köy kadar büyük çöp yığınları var.

İşte dünyada bunlar olurken, ülkelerin çöpü  biterken veya Amerika uzaya insan kolonisi kurmayı planlarken bizde de “12 yaşındaki kızla evlenilir, Müslüman halay çekmez, kızlar üniversite okumaz, genç kaynana şehvet uyandırır” gibi konular konuşulmakta. 

Çok sevilen televizyon oyuncuları sevgililerini dövmekte.

Bir kadın kendi kanıyla failinin adını yazmakta.  

Bir başsavcı ataması kadın kimliği üzerinden eleştirilerek “başörtülü” diye haber yapılmakta. Bir kadının giyiminin, kapalı olmasının veya türban takmasının bir önemi varmış gibi… Oysa ben hiç “Kel bir adam başsavcı oldu” diye bir haber görmedim. Ne kadar saçma değil mi? Başörtülü bir kadının her ne yapıyorsa yapsın en önce “başörtüsünün” konu oluşundan gerçekten bıkmadık mı?  İsveç’te çöpün bitmesi haber olurken, Boeing ile ortaklık kuran SpaceX firmasının bizdeki otobüs seferleri gibi uzaya turistik gezi düzenleyecek olması basında yer alırken Türkiye’de haber başlıklarının halen kadınlık üzerinden yapılması sizin de canınızı sıkmıyor mu?

Gelişmiş ülkeleri örnek göstermenin, onlara özenmenin adının “batıya duyulan hayranlık” olarak nitelendiği bu günlerde benim hatırlatmak istediğim aslında sadece aşağıdakilerdir:

Kadının hakkını yalnızca kadın, kapalı kadının hakkını yalnızca kapalı, öğrencinin hakkını yalnızca öğrenci, işsizin hakkını yalnızca işsiz savunduğu sürece bazı şeyler asla değişmez. Bize dokunmayan yılanlar yaşasın dersek düzelmez. Vizyonumuzu geliştirip uzaya gitmeyi konuşmasak da en azından çevremizi kirletmemeyi, suyu az harcamayı, az tüketmeyi konuşsak? Bir babanın üvey kızına duyduğu şehveti konuşmak yerine kızlarımızı bilime teşvik etmenin yollarını arasak? Üretsek, projeler geliştirsek?

Aman canım neyse, Elon Musk da çocuğunun adını X Æ A-12 koydu zaten…

 

                                                                                                                                              

Bu yazı 3939 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Cumhuriyet Kadınları
» Mesele İletişim Değil, Mesele Şiddetsiz İletişim
» Hoşça kal Sevgili Ruth, Teşekkür ederiz değerli RBG
» Doğanın Ruhu, İnsanın Ruhu
» KENDİMİZE DE MEYDAN OKUYOR MUYUZ SEVGİLİ KADINLAR?
» İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!
» Hoşçakal Pınar Gültekin
» Hatırlatmak isterim…
» Tarihe Yön Veren Kadınlar: Agnodice
» 3 ulus, 4 cinayet, 1 sebep: İnsan Zulmü
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter