15 Ağustos 2020 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Binnur Güdücüler
Öyle Horozlar Vardır ki, Öttükleri İçin Güneşin Doğduğunu Sanırlar
Yazı Tarihi: 13 Haziran 2020 Cumartesi 07:38

Bazı insanlar kendilerini toplum için vazgeçilmez bir konumda görür. Sanki onlar olmasa tüm sistem çöker, hiçbir şey yolunda gitmez.

Zaman zaman “Ben olmasam var ya…” diye başlayan tümceler dikkatinizi çekiyordur. Kendilerini vazgeçilmez sanan insanlar, bunu sıkça kullanırlar. Yaşamın her alanında her birimiz bu tür kendini vazgeçilmez sanan insanlarla karşılaşırız. O kadar ben merkezli yaşarlar ki kendilerinden başka kimseyi önemsemezler. Bu insanların ortak özelliği de bulundukları mevki ya da statüye kendi çabalarıyla, hak ederek gelmemiş olmalarıdır.

Oysaki bir insanın tüm ileri görüşlülüğü, çalışkanlığı ve olumlu katkıları yanında vazgeçilmezliği her zaman tartışılabilir. Herkesin ne yaptığı elbette ki önemlidir. Fakat önemli olan yaptığı her işte hakkaniyet ve liyakatı esas alan erdemli davranışlarda bulunmaktır.

Bizler yaptığımız işlerde sergilediğimiz davranışlarımızda varlığımızda da yokluğumuzda da insanların bizim için iyi ki varsın! İyi ki vardı! diyebilmeleri…

 Mustafa Kemal Atatürk de iyi ki vardı! Türk milletine Allah’tan yüce bir armağandı. Üstün bir zeka  ve üstün bir karakter sahibiydi.

 “9 Eylül İzmir’in kurtuluşundan sonraki günlerden biri. Uşakizadelerin Göztepe’deki beyaz köşkü. Mustafa Kemal burada kalmakta, aynı zamanda karargah olarak kullanılmaktaydı.

Akşamüstü Mustafa Kemal ve arkadaşları Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy köşkün bahçesinde yoğun geçen günün yorgunluğunu atıyorlardı. Mustafa Kemal Atatürk konuşmasında;

“Bak Rauf! Dediklerim şaka değil. Bizim işimiz, daha doğrusu görevimiz bitmek üzere. Barış antlaşması yapıldıktan sonra gel beni dinle. Uygun bir yerde küçük birer çiftlik alalım. Birbirimize komşu. Tavuk besleyelim, meyve sebze yetiştirelim. Temiz havanın, suyun, yeşilin tadını çıkaralım. Gül gibi geçinir gideriz. Ne dersin çocuk?”

 Rauf Bey şaşkın bir şekilde “alay mı ediyor acaba?” der gibi Mustafa Kemal’e bakarken, gençlik yıllarından beri birlikte olan, onu çok daha iyi tanıyan Ali Fuat kıs kıs güler. “Ah! Sen yok musun?” dercesine başını sallar. Rauf Bey sorar;

“Paşam, yapacak bunca işin ortasında demek işimiz bitti artık diyorsunuz.” Gülümseyerek ekliyor;

“Biz bunu gerçekten istesek bile artık millet sizi bırakmaz. Siz olmayınca da hiçbir şey olmaz efendim.”

Ali Fuat Paşa, Rauf Beye destek olmak için araya girer;

“Doğru söylüyor. Millet sizin liderliğinize çok çok muhtaç. Bunu gördü ve yaşadı. Hele bir çekilmeye kalkın, bilesiniz ki her şey çorbaya döner. Millet de hapı yutar.”

Şimdi Mustafa Kemal iyiden iyiye neşesini bulmuş gülerek;

 “Bakın” dedi. “ O zaman asıl ben yutarım hapı, bilesiniz.” Bir şey anlamayan Rauf Bey;

 “Nedenmiş o” diye sordu.

  “Çünkü azizim, insan bir kere “Ben olmadan hiçbir iş yürümez” diye düşünmeye başlarsa, hapı yuttu demektir. O zaman benim, Enver’den ne farkım kalır. Talat Paşa da böyle düşündü, Enver Paşa da. Peki ne oldu sonunda?”.

Sevgiyle sağlıcakla kalın.

 

Bu yazı 1839 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÜÇ MAYMUN
» HUZUR 
»  İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
»                  LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'NIN ÖNEMİ
» KALBİMİZ İLE DÜŞÜNMEK
» EMEK
»   YAZ DOSTTUM  
» BAKMAK VE GÖRMEK
»   SORGULAMAK
» Öyle Horozlar Vardır ki, Öttükleri İçin Güneşin Doğduğunu Sanırlar
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter