26 Mayıs 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ALLAH BİR DAHA YAZDIRMASIN
Yazı Tarihi: 09 Nisan 2020 Perşembe 11:26

Emperyalist ülkelere karşı verdiğimiz bağımsızlık savaşında Türkiye tek vücut oldu. Ben, sen, o, sizler, bizler ayrımı yoktu. Aynı zamanda ne mezhepçilik ne de etnik kökenciliği…

Uğruna binlerce can verdiğimiz içinde en önemlisi vatandı, bayraktı, özgürlüğümüzdü. Mehmet Akif, “Korkma” diye başlar şiirine-… “Yurdumun üstünde en son ocak”, “Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” der.

Türkün imanına güvenir Atatürk, hem de sonsuz bir güvenle...  “Ezelden beri hür yaşamış” ulusuna ise “Kükremiş bir sel gibiyim” derken haykırır dünyaya, “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım”

Mehmet Akif’in yazdığı şiir, 12 Mart 1921’de TBMM’de milli marşımız olarak kabul edilir.

Bu toplantıda Atatürk ön sırada oturmaktadır. Şiiri büyük bir heyecanla dinler. Coşkuyla ayakta alkışlar.

Şiirin bestelenecek kıtalar belirlenir. Atatürk’ün bu sırada müdahalesi olur, “Benim en beğendiğim yeri almamışsınız”

Bu marşın İstiklal davamızı ve ruhunu anlatması bakımından en önemli mısralar şunlardır” der.

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal”

Ve gelecek nesillere vasiyeti şu olacaktır,

“Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar bunlardır” der.

Mehmet Akif dindar bir adamdır. Uzun zaman Mısır’da kalır. Türkiye’deki arkadaşı (1936) Mithat Cemal’e yazdığı mektupta: “Mısır’da on bir yıl kaldım. Fakat bir saat daha kalsaydım, artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de. Allah benim ömründen alsın ona (Mustafa Kemal’e) versin.

Sayın okurlarım: Çözülmelerle, kutuplaşmalarla, toplumsal huzur sağlanamaz. Toprak bütünlüğü korunamaz. Gelin bir olalım, dik olalım, tek Türkiye olalım. Türkiye’de  ve dünyada koronavirüse karşı beraber olalım.

HAK VE ADALET

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi huzuruna çağırtır ve “Bu kuş senden şikayetçi. Neden kanadını kırdın?” diye sorar.

Derviş kendini şöyle savunur: “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadım kırıldı diye şikayet ediyorsun” der. Kuşun kendini savunması Hz. Süleyman’ı şaşırtır:

“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder. Ancak bu emre kuş itiraz eder:

“Efendim. Sakın böyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır, “Neden” diye sorar Hz. Süleyman. Kuş nedenini şöyle açıklar:

“Efendim dervişin kolunu kırarsanız kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın”

Hz. Peygamberi çağdaşlarından ayıran ne sakalıydı, ne kıyafetiydi. Bulunduğu kültürün insanı olarak o coğrafyada diğer insanlar yaşıyorsa öyle yaşadı. Tek bir farkla, Kur’an’ın emrettiği ahlakı, (buna evrensel ahlaki ilkeler de diyebiliriz)  hayatına taşıdı. Savunduğu hiçbir şeyi çiğnemedi. Hem peygamberdi, hem de devlet başkanıydı. Her olayda adaletten ödün vermedi.

Hayret, ne kadar çok da elbise değiştiren varmış dünyamızda.

Bu yazı 404 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BEYİN GÖÇÜNÜ DURDURUNUZ!
» SİNİRLİLİK
» MECBURİ REJİM
» O SABAH Kİ SES
» AŞKA DAİR NE VARSA!
» ENVER PAŞA VE ATATÜRK
» O TAŞLAR BU TAŞLAR
» İLİM AYAĞA KALKMAZ
» GERÇEK NEDİR?
» SAĞLIĞIN SIRRI
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter