26 Mayıs 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
BÜYÜKDERE’DE İKİ BİN YILLIK BİR ÇINAR VARDI (4)
Yazı Tarihi: 01 Nisan 2020 Çarşamba 07:21

Dünden devam:

Ortaçağ Avrupası vebadan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir. İnsanlara tam anlamıyla “kan kusturan” kara ölüm, kentleri de dibinden çürütecektir. Bazı yıllarda ve bazı yerlerde insanların üçte ikisini öldüren salgınlar meydana gelir. Öncelikli olarak ticaret limanları kara ölümden payını alır.

Bu ticaret kentlerinin başında yer alan Venedik’e bazı dönemlerde servet kadar hastalık da bulaşacaktır.

Veba… Yayılmasının en büyük nedeni fare. Farenin en büyük düşmanı kedidir.

Venedik’te bugün bile kedilerin kutsal sayılmasının nedeni budur. O dönemde kedi bağırsağından yapılan meşhur Venedik kemanlarının günümüze dek ulaşmasının arkasında da bu ilginç gerçek bulunmaktadır.

Açıkçası kimse kutsal bir kediyi öldürmeyi ya da onun bağırsağından yapılan kemanı kırmaya cesaret edememiştir.

Vebanın hüküm sürdüğü yıllarda Venedik’e gelen gemiler 40 gün boyunca limana yanaştırılmadan içlerindeki insanlarla birlikte açıkta bekletilmişlerdir. 40 gün anlamına gelen Latince karanta kelimesi de dilimize “karantina” olarak yerleşir.

Son Marco Bazilikası geçmişten günümüze kadar çivi bile çakılmadan korunan bir “Venedik Klasiği” olarak varlığını sürdürmüştür. Bazilika içinde aynı isimle anılan katedral dingin ve evrensel bir okumadır. San Marco’nun tepesindeki “dört büyük at heykeli” özellikle dikkat çekicidir. Bronzdan dökülmüş bu atların orijinalleri, katedralin ayrı bir bölümünde saklanmaktadır.

İşte bu atlar Venedik’e büyük bir gemiyle İstanbul’dan getirilmişlerdir.

1204 yılındaki Latin istilası İstanbul’da taş üzerinde taş bırakmayacaktır. Tüm tarihi eserler yağmalanır. Latinlerden oluşan Haçlı Ordusu kiliselerden söktükleri tüm madenleri eriterek bozuk para niyetine harcarlar. Taşıyabildiklerini de uzak diyarlara götürmüşlerdir.

Dört at heykeli de Ayasofya karşısından sökülüp Venedik’e götürülür. İstanbul’dan kaçırılan ilk tarihi eserin de dört at heykeli olduğu rivayet edilmektedir.

Kaynak: Yüzde 100 İstanbul, yazar: Cenk Acarer

CEMAATLE NAMAZ 

Dünya ve Türkiye şu anda koronavirüs salgın hastalığının pençesinde.

Bu virüs hem bulaşıcı hem de öldürücü.

Ağızdan çıkan öksürükle insandan insana bulaşıyor.

Bir hasta 5 kişiye, 5 kişi 25 kişiye, 25 kişi 625 kişiye bulaştırıyor, en kısa zamanda tedavi edilmezse öldürüyor.

İki kişi bir araya geldiği an eğer mesafe bir metreden azsa karşısında bulunan insana virüsü bulaştırıyor.

Bilhassa toplu olan insanların bulunduğu ortamda bu virüsü kapmanın imkanını, zeminini yakalıyor.

İşte gerek Cumhurbaşkanımız, gerek Sağlık Bakanlığımız ve gerekse tıp uzmanları toplulukların bir araya gelmesine mani olmak için bir sürü yasaklar getiriyor.

Ama bu yasaklardan biri de Cuma namazı ve cemaatle kılınan beş vakit namazlarıdır.

Ve devletimiz başta Cumhurbaşkanımız, Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatle ve Cuma namazlarına yasak getiriyor.

Haklı mı?

Hem de çok haklı!

Vaay! Sen misin yasaklayan!

Devlet polislere, askerlere emir vermiş ne yapsınlar… Emir demiri keser. Ne yapsın polisler, ne yapsın imamlar, hocalar? Güvenlik elemanları ile ne işiniz var?

Ne olur yani Cuma namazlarını, öğle namazınızda kılın. En çok 60 yaşından büyük insanlar için onların hastalanmamaları için alınan bir karardır.

Lütfen kendinizi düşünmüyorsanız karşınızdakine biraz anlayışlı olun.

Oturun evinizde. Devlet bunu size rica ile söylüyor.

 

Bu yazı 722 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BEYİN GÖÇÜNÜ DURDURUNUZ!
» SİNİRLİLİK
» MECBURİ REJİM
» O SABAH Kİ SES
» AŞKA DAİR NE VARSA!
» ENVER PAŞA VE ATATÜRK
» O TAŞLAR BU TAŞLAR
» İLİM AYAĞA KALKMAZ
» GERÇEK NEDİR?
» SAĞLIĞIN SIRRI
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter