26 Şubat 2020 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Gizem COŞKUN SÜMER
Diline sahip çık: Sadece söylediklerine değil, “dil bilgisine” de!
Yazı Tarihi: 22 Ocak 2020 Çarşamba 08:24

“Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır.” Mustafa Kemal Atatürk, 1930

“Vlog bitiminde linke tıklayıp kanalıma abone olmayı unutmayın” Tüm “Youtuber”lar, 2020

Dünyanın en genç profesörü unvanını alan, “Türk Einstein” olarak tanınan kimya mühendisi ve geçtiğimiz senelerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu dilimizin Türkçeleşmesi için her zaman çokça çabalamıştır. ‘Fuel Oil’ yerine ‘yakıtyağ’,  ‘Psikoloji’ yerine ‘ruhbilim’, ‘Turist’ yerine gezgin, ‘Medya’ yerine ‘basın-yayın’, ‘Rüştiye’ yerine ‘ortaokul’ sözcüklerini Türkçemize kazandıran kişidir kendisi.

Başka bir örnek ise şöyledir: Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Atatürk’ün bir geometri kitabı bulunmaktadır ve bugün geometri ve matematikte kullandığımız birçok terimin isim babası Atatürk'tür. Bu kelimeleri birebir kendisi bulup Türk diline armağan etmiştir. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse: Açı, Açıortay, Alan, Artı, Beşgen, Boyut, Bölü, Çap, Çarpı, Çember, Dikey, Dörtgen, Düşey, Düzey, Eğik, Eksi, Eşit, Eşkenar, Gerekçe, İçters Açı, İkizkenar, Kesit, Konum, Köşegen, Oran, Orantı, Paralelkenar, Taban, Teğet, Toplam, Türev, Uzam, Uzay, Üçgen, Varsayım, Yamuk, Yatay vb. Mustafa Kemal, 1938 yılı Büyük Millet Meclisi açılış söylevinde, şöyle demiştir: “Bu yıl, okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını, kültür, hayatımız için mühim bir hâdise olarak kaydetmek isterim.” Bu, ölümünden on iki gün önce Mustafa Kemal’in milletine verdiği son müjdelerden biridir.

Bu kadar başarılı olan insanların dillerine bu kadar düşkün olmalarının tesadüf olması düşünülemez elbette. Dil bir ülkenin toplumsal ve kültürel gelişimini sağlayan en büyük etkendir. Dil gelişirse kültür gelişir, kültür gelişirse toplum gelişir. Toplum geliştikçe dil bilgisine verilen önem artar. Hepimiz Fransızların kendilerine başka bir dilde soru sorulsa bile ısrarla Fransızca cevap verdiğine dair o hikâyeyi duymuşuzdur. Aslında bu mitin amacı Fransızların soğuk insanlar olmasını vurgulamaktan ziyade onların milliyetçiliğine atıfta bulunmaktır. Sebebi bilgisiz oluşları değildir, Fransız kültürüne olan düşkünlükleridir. Kültürüne, ülkesine, toplumuna saygısı ve sevgisi olan bireyler olmalarından kaynaklanır. (Kişisel husumetleriniz olan Fransızlar bu konudan bağımsızdır)

Peki ne yapmalıyız?

Teknolojinin, çalışma şartlarının değişmesi ile birlikte zamanın ilerisine geçerken, dilimiz konusunda da bir o kadar gerilere sürüklendiğimiz bir gerçek. Sosyal medya yüzünden artan küfür kullanımından ve yabancı dil kökenli sözcüklerden tutun da beyaz yaka diye tabir ettiğimiz şirket ve ofis çalışanlarının kendi aralarında geliştirdiği “plaza diline” kadar bir sürü dil yozlaşmasından mustaribiz.

Girilen “meeting”ler, müşteriyi “push” etmeler, “mobing”ler, saati “check” etmeler, ekleri “attach” etmeler… Benim de içinde bulunduğum kuşağın en rahatsız edici özelliklerinden biri oldu bu uydurmasyon konuşmalar. Genellikle bir üniversitenin belirli bölümünde birkaç saat yabancı dil dersle eğitim gördükten sonra girilen işte kendini kanıtlamaya çalışan insanlardan oluşan bu topluluk, İngilizce kelimelerden oluşan bu korkunç dil kullanımını birbirinden gördükçe kopyalamış ve durumu iyice ilerletmiş, kötüleştirmişler. Bu konu üzerine yapılan, plaza dilini, şirketlerde yaşanan hayatları da içine alan ve onlara eleştirel bir dille yaklaşan çeşitli kabareler ve televizyon komedileri de vardır. İzleyerek hem iğneyi hem de çuvaldızı kendinize batırmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. (Ben de bir “beyaz yaka” olarak bu tarz yanlışlarımın farkındalığına, izlediğim bir televizyon programı ile daha çok varmıştım)

Ayrıca benden sonraki nesilleri içerisine alan yeni bir kendine has teknolojik dil oluşturma vakası da yaşamaktayız ki sormayın. Bu da genellikle insanda “ben az önce ne okudum” ya da “bu kulaklar neler duydu” hissiyatı oluşturmaktan başka bir duygu yaratmamaktadır. “Blogger” lar, “incluencer”lar, “stalker”lar, “diss” atmalar, “like” etmeler, “caption” bulamamalar, içilen “smoothiler, yazılan “blog”lar, yüklenen “vlog”lar...

Halbuki bir rüzgarla başlayan, gündemde olmak için yapılan ancak sonunda zamana karşı koyamayıp unutulan popüler kültürün eninde sonunda yozlaşmak gibi bir huyu vardır. Yeniliğe ve yenilik hareketine her zaman açığız ancak bu kültürel yozlaşmayı beraberinde getirmediğinde en sağlıklı gelişmeyi gösterebiliriz. Yapmamız gerekenler çok basit: Öncelikle kendi sözlerimize ve konuşmalarımıza dikkat edeceğiz. Düzgün konuşmayan çevremizdeki herkesi uyarmalı, daha düzgün bir Türkçe ile konuşmalarını istemeliyiz. Yoksa bir toplantıyı “schedule” ettiğimizde insanların bizimle ilgili fikri çok güzel İngilizce konuştuğumuz yönünde olmayacaktır, sizi temin ederim.

Toplumun da kültürün de enerjisi dildir. Kültürel zenginliklerini koruyamayan toplumların kimlik bunalımına düştükleri de tarihi bir gerçektir. Bu yüzden diline sahip çıkmanın bu çağda artık vatanseverlik olarak adlandırılması gerektiğini düşünüyor ve de savunuyorum.

Mahatma Gandi’nin de dediği gibi:

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelerinize dönüşür. 

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür.

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür.

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür.

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.”

 

Kaynaklar:

http://yunus.hacettepe.edu.tr/~uznek04/ataturkveturkce.index.htm

http://www.dildernegi.org.tr/TR,457/ataturk-ve-turkce.html

https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvVMO8cmtfZGlsbGVyaV90YXJpaGk

 

Bu yazı 622 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Doydunuz mu?
» İnsanlık “Susuyor”!
» Organik olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu!
» Toprağın sesini duyan var mı?
» Aynısının laciverti!
» OUROBOS: Bütünlük mü hezeyan mı?
» Kavanoz Mamalar: Ne kadar kullanışlı Ne kadar sağlıklı?
» Yeni dünyanın yaşam sıvısı: Kahve
» BPA (Bisfenol A):Zararsız mı? Yararsız mı?
» Geri Dönüşüm: Azalt, Yeniden Kullan ve Geri Dönüştür
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter