10 Aralık 2019 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
YALANSIZ YAŞAM  
Yazı Tarihi: 01 Kasım 2019 Cuma 07:38

 Çocukluk, hayatımızın yalın, tertemiz, kötü düşüncelerden arındırılmış en önemli dönemidir. Çelişkilerimizin giderek arttığı yaşantımızda, çocuklarımızı her zaman doğruyu söyle öğüdüyle tembihleriz. Fakat çocuklarımız yaşamı gözlemlediklerinde söylem ve eylem farklılığını şaşırarak görürler. Kendisine nasihat edilenleri değil, hayatta uygulamada ortaya konulanların yapılması gerektiğine inanmaya başlarlar. Yalan, başkalarını aldatmak, belli bir hedefe varmak için bilinçli olarak tasarlanmış davranış veya sözlerdir. Yâda yalan, korkunun tortusudur der Özdemir Asaf Usta. Korkunun getirdiği baskıyla da zaman zaman yalana başvurulabilir. Çocuk yedi yaş öncesinde yalan söylemez. Doğru- yanlış gibi kavramlar tam anlamıyla gelişmemiştir. O nedenle çocuk, rüyayla, hayalle gerçeği bu döneme kadar tam olarak ayırt edemez. Olmamış olayları size olmuş gibi anlatabilir. Hayali oyuncağı ile oynadığı oyunu gerçekmiş gibi aktarabilir. Çocuğun birincil öğrenme yöntemi taklittir. Ve hayatının ilk yıllarında kendine model aldığı kişiler anne ve babasıdır. Dolayısıyla yalan; aile ortamında gözlemlenmiş, öğrenilmiş olabilir. Çocuğun yaptığı bir şeyden ötürü, baskıcı bir tutumla sorguya çekilmesi onu yalana itebilir. Bunun yanı sıra ebeveynlerin, çocuğun yapmış olduğu olumsuz davranışlar karşısında ceza uyguluyor olmaları da başka bir neden olabilir. Bu süreçte de yalanı kendini savunma aracı olarak görebilir. Ailenin, çocuğa söz verip yerine getirmemesi, çocuğun yalan söyleme sebeplerindendir. Çünkü “ Karnen çok güzel olursa sana bilgisayar alacağım” denilmesi ve daha sonra yerine getirilmemesi de bir aldatmacadır. Her insan takdir edilme ve kabul görülmek ister. Anne-Baba çocuğu sürekli olarak diğer çocuklarla kıyaslıyorsa, çocuk onaylanan çocuğa benzemek için yalana başvurabilir.

 “Hiç bir miras doğruluk kadar zengin değildir.” Shakespeare’in bu güzel sözü çok şeyi anlatıyor. Öncelikle çocuğa kendine güven duygusu aşılanmalı. Şu bir gerçek ki, her çocuk yalan söyleyebilir. Ama önemli olan; Onu suçlamak, yargılamak yerine onu yalana iten asıl nedenleri tespit etmektir. Biz büyüklerde bizim dönemimizdeki güzellikler kalmadı, şimdi her şey yıprandı deriz. Bizler ne kadar yozlaştığımızı tartışmadan, sürekli ne kadar temiz kaldığımızı gururla anlatırız. Kendimiz için, çocuklarımız için öz eleştiri yapmayı hep erteleriz. Çocuklarımızın geleceğinde doğru eleştiri çok önemlidir ve bu sorumluluk hepimizindir. Çocuklarımıza yaşamın içinde verdiğimiz dersler sadece bir söylemden ibaret olmamalıdır. Onlara ifade ettiğimiz duyguları, olayları aynen onlara anlattığımız gibi uygulamalıyız ki, anlattıklarımız içi dolu bir ders olsun. Zira çocuklar hayatı anlamayı, bu şekilde uygulamayı, yaşamlarında ortaya konulan, gerçekleşen olaylarla değerlendirirler. Bundan dolayıdır ki büyüklere düşen görev verdikleri öğütlerle, yaptıklarının bir olması gerekmektedir. Örneğin sigaranın zararlarını anlatan bir büyüğün, bu olayı yaşamında da uygulaması gerekmektedir. Kitap okumak bir insanın gelişiminde çok önemli bir unsurdur diyen kaç ebeveyn, yaşamın da ne kadar kitap okuyor, araştırma yapıyor? Spor yapmanın önemini anlatan bir baba, yaşamında ne kadar spor yağıyor? Sonuç olarak aşağıdaki Kenya Atasözü bu konuyu çok güzel izah ediyor.”Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat yetişip onu geçer. Yapmamız gereken Can Yücel Usta’nın dediği gibi; Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

 

Bu yazı 610 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÇOCUKLARIMIZ
» HAYALLERİMİZ      
» OKUMANIN GEREĞİ
» MUTLULUĞUN PEŞİNDEN
» BİZLER
» MEYDANLAR
» MÜZE
» SARILMAK
» OKUMAK
» İNTİKAM
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter