22 Kasım 2019 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
TÜRKİYE’YE KİN YAKIŞMAZ
Yazı Tarihi: 16 Ekim 2019 Çarşamba 07:51

İstanbul’un işgali yıllarında bir Türk okulunu gezen Fransız generallerinden M. Bramon, bir kızımızın yaptığı el işini beğenmişti.

Generalin bunu alma isteği göstermesi üzerine, el işinin sahibine öğretmen, armağan etmesi için öneride bulunmuş ve öğrenci buna son derece sinirlenerek;

-Hayır, bir çöp bile vermem! diyerek şiddetle geri çevirmişti. Aradan yıllar geçtikten sonra, aynı okula Atatürk geldi. Aynı öğrenci bu kez, düşman generaline vermediği el işini Atatürk’e armağan etmek için uzattı ve heyecanla şöyle dedi;

“Büyük Atam! Bu değersiz armağanın kabulünü rica ediyorum. Bu işimi bir zamanlar hocam memleketimin işgali sırasında Fransız General Mösyö Bramon’a armağan olarak vermemi istemişti. Ben de bu isteği geri çevirerek düşman elinde bir çöpümü bile görmek istemediğimi söylemiştim. Şu dakikada içimden gelen bir istek ve sevgiyle armağanımızı kabul etmenizi diliyorum.

Ata’nın bu söz üzerine kaşları çatıldı ve sert bir sesle şu yanıtı verdi;

“Kızım, Türkiye’ye kin yakışmaz! Biz herkesle dostuz. Çektiklerimiz başımızda bulunan saltanat devrinin büyük hatalarının sonucudur. Avrupalıların Türk kızlarının eserliklerini hayranlıkla izlemeleriyle fikirlerini değiştirebilir miyiz? Sen onu o zaman verseydin, şimdi şanlı Türk kızlarını temsil eden bu eser Avrupa duvarlarını süslerdi.

BARDAK

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin görebileceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu;

Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?

“50 gram”, “100 gram”, “125 gram” diye yanıtladı öğrenciler. “Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti;
Ama, benim sorum şu ki; “Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?
- “Hiçbir şey”
- “Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?”
- “Kolunuz ağrımaya başlardı.” dedi bir öğrenci.
- “Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
- “Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız” gibi yorumlar yaptı, tüm öğrenciler gülüştüler.
Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:
- “Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?
Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:
“Hayır.”
- “Peki, o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?” Öğrenciler bulmaca çözercesine düşünmeye başladılar.
Profesör ikinci bir soru daha sordu:
- “Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”
- “Bardağı bırakın yere düşsün.” dedi öğrencilerden biri.

“Kesinlikle” dedi profesör.
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz. Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan, artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız. Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır. Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz”

Bu yüzden sevdiklerinize şunu hatırlatın;

“Bugün bardağı yere bırakın.”

GÜNÜN FIKRASI

Temel bir gün Dursun’un evine misafirliğe gitmiş. Yatma zamanı geldiğinde Dursun demiş ki;

-Bak Temel evde bir tane tuvalet vardır. Eğer ihtiyacın varsa şimdi git tuvaletini yap. Çünkü bütün gece boyunca yapamazsın. Tuvalete geçmek için bizim odamızdan geçmen gerek. Beni ve Fadime’yi rahatsız etme.

Ama gece yarısı Temel’in karnı guruldamaya başlayınca tuvalet ihtiyacı doğmuş. Fakat nasıl gidecek… Temel balkon kapısının açık olduğunu görünce hemen balkona geçmiş. Dikkatlice bakınca balkonun ikinci katta olduğunu ve aşağı inmenin imkansız olduğunu görmüş. Balkonda bulunan saksıyı alıp, çiçeği ve toprağı içinden çıkarmış… Saksının içine de büyük abdestini yapıp, işi bitince saksının içine çiçeği ve toprağı yeniden koymuş.

Ertesi sabah herkes uyanmış ve vedalaşmış.

Aradan üç ay geçince, Dursun Temel’e bir mektup yazmış…

-Ulan Temel, nereye yaptıysan söyle, üç ev değiştirdik hala koku çıkmadı.

 

Bu yazı 376 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Dikkat selam dur
» KİM OLABİLİR?
» ÖLÜM AYIRANA KADAR
» LÜLEBURGAZSPOR LİDERİ YENDİ
» HERKES FUTBOL SAHASINA!
» KALORİFER
» TARİHİN EN KISA ANA EN ETKİLİ KONUŞMASI
» ŞİMDİ DOĞRUSUNU YAPTINIZ
» NUTUKTAN BİR PARÇA
» ATATÜRK’ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR KONSERİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter