17 Ekim 2019 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
KÜRESEL İKLİM
Yazı Tarihi: 21 Eylül 2019 Cumartesi 07:40

20 - 27 Eylül arasında dünyanın dört bir yanında gerçekleşecek üçüncü küresel iklim grevi etkinlikleri başladı. Gezegen olarak ekolojik bir krizin ortasındayız. İçinde bulunduğumuz krize karşı uygun politikalar oluşturmamızın zamanı geldi de geçiyor. Kaybedecek bir saniyemiz dahi yok. Şu anda Yeryüzünün atmosferi, endüstri devrimi öncesi seviyelerden 1°C daha sıcak. Bilim insanları ardı ardına yayınladıkları raporlarla, insan faaliyetlerinin sebep olduğu altıncı kitlesel yok oluşun içerisinde olduğumuzu söylüyor. Endüstri devriminden bu yana insan faaliyetleri bizi bugün içinde bulunduğumuz duruma, bir yol ayrımına getirdi. Önümüzde yalnızca iki seçenek duruyor. Ya küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için üstümüze düşeni yapacağız ve sıfır karbon emisyonuna geçeceğiz ya da yaşamın sona erdiği bir gelecek ile yüz yüze geleceğiz. Gezegenin sıcaklığının arttığını otuz yıldır biliyoruz. Bu geçen otuz yıl içinde iklim değişikliğini durdurmak için sorumlular sayısız adım atabilir, iklim adaleti temelli uluslararası bir sözleşme hayata geçirilebilir, kârları uğruna yaşamı yok oluşa sürükleyen fosil yakıt şirketlerine dur denebilirdi. Oysa bunların hiçbiri yapılmadı. İklim krizi ile baş etme imkânlarımız ve zamanımız gittikçe azaldı. Şimdi tüm Dünya’da iklim hareketine önderlik eden öğrencilerin, İnsanlığın ve tüm canlı yaşamının yok oluşuna izin vermeyeceğiz çağrısına ses vermeliyiz.

Üzerinde yaşadığımız Dünya’mız çok özel koşullarla korunmaktadır ve bu da bize yaşayabilme olanaklarını sunmaktadır. Küresel ısınmanın ana nedeni Güneş’tir. Onungönderdiği ısı ve ışık ile canlı yaşamı sürer. Sadece Güneş’ten gelen enerji, Dünya’mızı yaşaması mümkün bir ısıya ulaştırması konusunda yeterli olmayacaktır.  Bu yüzden Dünya üzerindeki yaşamayı sağlayan ısı miktarı farklı bir şekilde meydana gelmekledir. Yeryüzünün, insanlar ve diğer canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için ideal bir ısıda olmasının nedeni ‘sera etkisi’ diye adlandırılan bir mucize olay sayesindedir. Dünyanın yüzeyini ideal olan 15 °C’ye yakın bir derecede tutan bu olgudur. Bu sera etkisi olmazsa düşündüğümüzün dışında, buderece o kadar etkili bir soğuktur ki insanoğlu bu koşullarda yaşamını sürdüremez. Dünya’nın yaşanabilir bir gezegen olmasını sağlayan en önemli etken Güneş’e uygun bir uzaklıkta olmasıdır. Ancak atmosferin Dünya’nın sıcaklığı üzerindeki düzenleyici etkisi insanlar için hayati öneme sahiptir. Eğer atmosfer olmasaydı Dünya’nın sıcaklığında, sıcaklığı gündüz 100°C’yi aşarken geceleri -180°C’ye düşen Ay’da olduğu gibi, gün içinde büyük dalgalanmalar ortaya çıkabilirdi.Sera etkisi dünyaya çarpan Güneş ışınlarının yönünü değiştirir. Evrenimizdeki diğer gezegenler gibi Güneş’in gönderdiği bütün enerji Dünya’ya giriş yapar ve yeryüzünün ısısını artırır. Çünkü Dünya’mız konum itibarı ile Güneş’e yakındır ve daha uzak olan Mars ve Plüton’dan açık bir şekilde daha fazla ısı alır. Fakat Dünya’mızı yaşanır kılan ısıyı elde etmesi sadece Güneş’le arasında olan mesafe değil, aynı zamanda yerçekiminin etkisiyle yeryüzünü çevreleyen geniş bir atmosfer tabakasına sahip olması ve kendine özgü şeklidir. Atmosfer, basitçe; yerçekiminin etkisiyle yeryüzünü bir battaniye misali çevreleyen bir gaz katmanıdır. Yeryüzü bu özelliğiyle, ince atmosfer katmanına sahip olduğu için yaşama koşullarının oluşmasının zor olduğu Mars’tan daha iyi bir durumdadır. Fakat bir gezegen yeterli bir atmosferi oluşturacak uygun bir şekle sahip olsa da bu koruyucu katmanı oluşturan gazlar, biyolojik yaşamı destekleyecek gazlardan olmayabilir. Örneğin, Venüs, Dünya’nın sahip olduğundan çok daha kalın bir atmosfere sahiptir. Fakat onun koruyucu tabakası, daha çok sıcaklığın gezegenin atmosferinde tutulmasına neden olan karbondioksit gazından oluşmaktadır. Venüs’ün atmosferinde bu gazın bol miktarda bulunmasından dolayı, Güneş’ten gelen ısı enerjisi burada tutulur. Burada kiısı o kadar yüksektir ki, sıcaklığı tahmin bile edemezsiniz. Ne var ki bunların hiçbiri, Dünya’nın içinde bulunduğu bugünkü durumun vahametini küçümsememize yol açmamalı. Yaşanılası Yerküremizi artan kirlenmeye karşı korumak öncelikli görevimiz olmalıdır.

  Doğamızın hızla kirlendiği tespiti, genelde herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Fakat inanılan bu gerçeğe rağmen, işin uygulama safhasında gerekli önlemlerin olmadığını görüyoruz. Çevre felaketleri daha çok kar, daha fazla kazanma uğruna artıyor ve daha da artacak gibi görünüyor. Dünyamızın, bu bencil, bu duyarsız çevre anlayışından dolayı geleceği umutsuzluklarla doludur. Daha şimdiden bilim adamları başka gezegenlerde yaşam alanları aramaya başladılar. Ekonomik gücü olanlar Dünya’mızı terk edip yeni gezegenleri düşlüyor. Küresel ısınma, genetiği değiştirilmiş organizmalar, enerji kaynaklarının azalması, çevre kirliliğinin artması gibi etmenler bizleri karamsarlığa itiyor. Doğanın bu tahribatına baktığımızda nedenlerin başında hep kişilerin daha çok kazanma hırsı geliyor.

 

Bu yazı 533 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» EDEBİYAT VE SANAT
» GÜVENMEK 
» MEDENİYET
» CAHİLLİK
» BİR ÖMÜR
» KARINCALAR
» YALNIZLIK
» MUCİZE
» KÜRESEL İKLİM
» BALKAN TÜRKÜLERİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter