23 Ağustos 2019 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
Bunlar Nasıl Karpuz!
Yazı Tarihi: 04 Temmuz 2019 Perşembe 07:12

 Geçtiğimiz Pazar günü İstasyon Caddesi’nde karpuz satan tanıdığımdan bir karpuz aldım..

  • Oğlum, bu karpuzda kabak aşısı varsa hiç verme çünkü bu karpuzun içi çok kırmızı ama yemesi çok sert… Zaten dişlerim yok, ne olur bana zorluk çıkarma…
  • Yok hocam, bu karpuzlarda kabak aşısı yok… Rahat ol.. Böyle karpuz Lüleburgaz’da zor bulunur dedi…

  Neyse aldık karpuzu, bisikletimin direksiyonuna astım…

  Bisikletime bindim, hareket ettim ama direksiyona astığım karpuz bisikleti hep sağa doğru yatırmaya çalışıyor. Mecburen karpuzu taşırken sol tarafıma yaslanarak dengeyi sağlamaya çalışıp durdum.

  Eve geldim, karpuzu naylon poşete koyduğum için üçüncü kata zor çıkardım.

  Eve girdim, karpuzu kestim… Bıçak zor kesiyor… Şöyle bir parça ağzıma atınca:

  • Bu ne böyle! Sert mi sert!

   Artık bunu kim bulduysa çocukluk, gençlik yıllarında yediğimiz karpuzu mumla arar olduk… Eski karpuzlar yumuşak, bol lifli, çok da tatlıydı.

   Ufak bir araştırma yapınca öğrendim ki, 4-5 yıldan beri bizlere yedirdikleri karpuza sırf, kilo çeksin, çok para kazansınlar diye “kabak aşısı” yapıyorlar.

Daha evvelden biliyordum ama, belki de bu aşıyla karpuzun lezzetini bozmamışlardır diye düşündüm. Yanılmışım! Ve hala da pozitif düşünüyorum.

 

TENKİD

  Saffet Paşa’nın sadrazam olduğu vakitlerdi. Meclis toplanmıştı ve önemli devlet meseleleri konuşulacaktı. Devletin başında önemli problemler vardı. O gün yapılacak toplantıya, Tunuslu Hayreddin Paşa da çağırılmıştı.

   Asayişten nümayişten sonra toplantı başladı. Her biri devletin önemli bir kademesinde vazife yapan bu insanlar sıra ile söz alıp:

  “Vay efendim şu işi böyle yamuk, yok efendim bu işi neden böyle yalan yanlış yaptın! O tarafın eksiği şu, bu tarafın fazlası bu kadar… diye veryansın ediyordu.

Herkesin devlet işlerinden bir şikayeti vardı. Fakat Tunuslu Hayreddin Paşa, konuşulanları büyük bir sessizlik içinde dinlediği halde, ağzını açıp tek bir kelime etmiyordu. Kendisini tanıyıp hürmet edenler, Paşa’nın bu sessizliğine bir anlam veremeyip sordular.

   “Paşam, siz neden hiç konuşmuyorsunuz?”

    Paşa yerinden doğrulup cevap verdi:

“Efendiler! Şu konuşulanlara bakınca, sanki devleti başkaları yönetiyor da, biz onların eksik ve gediklerini ortaya dökmek ile vazifeliymişiz gibi hissettim kendimi.

   Oysa ki, devlet biziz! Yanlışlar da hatalar da bizim! Madem bu meclis, işlerin bu derece bozuk olduğunu görüyor, öyleyse düzeltsin! Yok düzeltemiyorsa da çekilsin gitsin! Böyle, havaya tenkit savurmakla işler düzelmez!                                                                                                                                                                    

Not: Yazıyı okudunuz… Ne anlıyorsunuz. Aslında hayatta alacağımız görevlerin en iyi şekilde sonuçlanmasına tüm varlığımızla inanmalı ve o güveni duymalıyız.

   Devlet adamları ülkenin sorunlarına çare bulmalı… Çünkü zaten o göreve gelirken halkın yaşadığı fakirlik, zorluklara çare üretmek için gelmiyorlar mı? İşi bazen sen, halkı çaresizliğe düşüren sen; o zaman o görevi ya bırakacaksın ya da ben yapamıyorum deyip istifa edeceksin.

 

GÜNÜN İNCİSİ: “Ey Ademoğlu! Sana iki adet torba verdik, biri önünde, diğeri de arkanda. Arkandaki torbada kendi ayıpların, önündeki torbada ise başkalarının ayıpları var. Arkandaki torbaya bakarsan insanların ayıplarına bakmaktan seni alıkor.

Not: Ben bir kitapta şöyle bir metin okudum… Sizlere aklıma geldiği için üst yazıyı yazdım.

 

Bu yazı 670 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
»
» KENDİNİ AŞMAK
» BEKLEMEYİN
» Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramı
» İSA GABRALI FUTBOL TURNUVASI
» Amasya’nın adil valisi
» ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ
» Kriz Geliyor Uyanın
» Su Savaşları
» Bunlar Nasıl Karpuz!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter