20 Temmuz 2019 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
EYYYY AHALİ, ZAMANIDIR, HAK EDENLERİ KUCAKLAYIM!
Yazı Tarihi: 08 Nisan 2019 Pazartesi 07:47

Geçen yıl bu vakitlerdi. İzmir'in sahilinde konuşlu salonunda ertesi gün uluslararası festival için oynayacağımız oyunun provasını alıyorduk. (Biz bunu hep yaparız. Yani sizin sahnede gördüğünüz şey o an olup biten bir şey değildir. Ki bundandır dünyayı dolaşmışlığımız) Binanın her nedense son katındaki devasa salonu vermişti festival bize. Prova arası oyuncular sahile inmişlerdi. Bense İzmir’e göç edip kasabadaki deli popülasyonunu düşünsel açlığa mahkum eden adamı düşünüyordum. Buralarda olmalıydı ve ben bir iki yaş küçük ve bir iki gömlek eksik deli olarak onu aramalıydım,
"Kasabadan selam getirdik adaş" demeliydim. 
Diyemedim. Yasak alanda bir sigara daha yakıp denize bıraktım gözlerimi. 
Sigaranın ateşi filtreye yanaşırken oyunculardan biri geldi telaşla; 
- Abi aşağıda Metin ocayı gördüm.
-Diyeydin ya geleydi.
-Dedim ama işi varmış, eğer zamanımız olursa ilerdeki kafede olacakmış.
Biz buradaydık, o biliyordu… gelmemişti. 
O oradaydı, biz biliyorduk… gidemedik.
Üç kat çıkılabilirdi, 
Üç adım yürünebilirdi. 
Yapmadık, yapamadık, zamanı değildi besbelli.
Zordur delilerin küskünlüğü ama ne sonsuzdur, ne de sanıldığı kadar derin. Derinlik ve sonsuzluk deliliğin kendisiden ibarettir ve güzeldir bu hal.
İki gün önce benden birkaç yaş büyük ve birkaç gömlek büyük deli abim aradı;
- Zamanıdır, zaman ayır da bir kucaklaşalım.
Gittim, kucaklaşmadan az önce beni sahneye çağırırken (ki dünyanın dört bir yanında yüzlerce sahneye sorgusuz sualsiz çıkabilmişken, on yıldan sonra ilk kez çıkabildim yasaklı olduğum o sahneye ve dilbilgisine aykırı ama yine, ki bu işi ancak bir deli yaptırabilirdi bana) kestirmeden birlikte yaptığımız işlerin vitrinlerini sayıp finali şöyle bağladı;
- Biz iki deliyiz, bu yüzden ayrı düştük.
İki geminin yan yana aydanabildiği bu topraklarda, iki delinin yan yana yürüyememesi üzerine söylenecek çok laf vardır elbet. Ama sahnedeki adam gece boyunca öyle güzel anlattı ki hayatta ve kasabada olan biteni, susmak gerek. 
Ki bu kasaba susarak, her kasabaya nasip olmayan delilerinin zamanını gömmesin bir daha. Biz susacağız ve bundan sonra kasaba konuşacak.
O gece sahnedeki adam ne olup bittiğini anlatmadı aslında. 
Usta işi bir illüzyondu yaptığı.
Ne olabileceğine dair çoban ateşi yaktı sahnede.
"Roman değil ensTRoman" diye yola çıkan ekibin yeniden kasabanın dünyaya açılan kapısı olma ihtimaline vurgu yaptı. Sahnedeki Ahmet Özden'in Japonya’ya gidişini ve dönünce derme çatma bir kamyonette balık satmasını anlattığı bölüm ağır bir kasaba travmasıdır. Bizde para var, biz seni bu mutluluğa ortak etme derdindeyiz deyişi, Murat başkana yeni bir yol haritası idi aslında. 
Demem o ki o gece bizi konser vereceğiz ayağı ile bir araya toplayan sahnedeki adam, o kadar lafı bizi güldürmek ve sahneye bağlamak için söylemedi. 
Sahnedeki kadro makul konser süresi içinde hepimizi koltuklara çakacak kadar güçlü bir kadroydu. Hem de öyle hatır gönül babında değil harbiden.:)Sahnedeki adam işi zora sokup risk aldı.
Sözlü kültür mertebesinden bir adım öteye gidemeyen bir ülkede sözü ustalıkta dövdü sahnede ve tavına getirdi hikayeyi.
Uzadı biliyorum ama kitap yazılası bir haldi yaşadığımız. Duygusal bölümleri pas geçip, anlatılan hikayeyi bir daha düşünme zamanıdır kardeşlerim. (Murat kardeşim hariç değil) 
Bu kasaba onu alıp uzak diyarlara taşıyan sanatçılarına yol açmalıdır. Sahnedeki altı sanatçı bu kasabanın onurlarıdır. Öyle yılbaşı işi, yılda üç beş konser işi ile taşınamayacak kadar "ağır" bir kadrodur bu güzel adamlar. 
Bir zamanlar çakma delilere sunduğumuz ve ne anlama geldiğini anlamadıkları "Dünya Sokak Müzikleri Festivali" sucuklu yumurta temininden ve havai fişek ile naylon leğen alımından daha önemlidir. 
Bu sanatçılar kasabanın dünyaya açılan pencereleri değil bildiğiniz yollarıdır.
Zamanıdır.
Hadi kucaklaşalım!

Dipnot: Mustafa kardeş bizim hocayı kasabada gömülmeye davet etmiş. Çok naif bir istek bu. Ben bunu görüyor ve arttırıyorum. Hocam, gömülmeye değil, yaşayıp yaşlanmaya kasabaya davet ediyorum seni. Yapılacak çok iş zehirlenecek çok kızan var kasabada. Ve artık benim çok az zamanım kaldı kasabada, yani deli popülasyonu yok oldu yok olacak.:)
Ha bakayım!

 

Bu yazı 4020 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» SİZ İKTİDARA "UCUNDAN ACUK TA BAA VER " DEME İHTİMALİNİ SEVDİNİZ KARDEŞLERİM.
» EYYYY AHALİ, ZAMANIDIR, HAK EDENLERİ KUCAKLAYIM!
» ORTAK AKIL ÖLDÜ YAŞASIN VASAT ZAMANLAR
» SİYAM DER Kİ, BEN A'LAYIM
» YEME BİZİ SİYAM BEY
» TEK UMUDUM SENDE ANLIYOR MUSUN?
» ADAYLARA BEDAVA KOPYALAR 13
» ADAYLARA BEDAVA KOPYALAR 12
» HAYAT, ÇOK ÜNLÜ KİŞİ (ÇÜK) GİBİDİR KARDEŞLERİM...
» ADAYLARA BEDAVA KOPYALAR 11
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter