25 Mayıs 2019 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
FUTBOL ENDÜSTRİSİ
Yazı Tarihi: 13 Şubat 2019 Çarşamba 09:14

 Futbol; genel hatlarıyla ele alındığında basit bir oyun gibi görünür. İngiltere de liman işçilerinin öğle aralarında vakit geçirmek için başladığı ve onların balesi olan bir oyun. Birçok kişi için yirmi iki kişinin bir topun peşinden koştuğu anlamsız bir oyun, kimilerine göre yaşamının büyük bir bölümü ona ayrılmış bir yaşam şeklidir. Sonuç olarak kişilerin birçoğunu kendisine bağlayan sihirli bir güçtür. Futbolun basit oyun kurallarında amaç gol atmak ve gol yememektir. Daha değişik bir yorumla; belirli özelliklere sahip ve adına top denilen bir nesnenin, belirli kurallar çerçevesinde, yirmi iki insan tarafından, 244 cm yüksekliği, 732 cm genişliği olan ve ismine kale denilen yere atmak veya attırmamak mücadelesidir.

  Günümüzde futbol çok değişmiş ve bir endüstri haline gelmiştir. Tüketim kültürümüzün önemli bir öğesi haline gelen futbol eski birleştirici özelliğinden çok şey kaybetmiş, sistemin talep ettiği gibi ayrıştırıcı bir unsur haline gelmiştir. Zira kapital toplumu rekabetçidir. Kulüpler de en çok formayı, en çok bileti, locayı, taraftar kartını ben satacağım yarışı içine girerler. Bu alanda ne kadar başarılı olunursa da taraftarda o kadar mutlu olur. Kendi kişisel bütçeleri konusunda bu kadar duyarlı olmayan taraftar, kulübünün ekonomik gücünden mutlu olabiliyor. Bu tür rekabetler sonucu da taraftarlar birbirine düşebiliyor. Endüstriyel rekabet ortamından dolayı da ayrıştırılmış olan taraftarlar, eskiden ne güzel ayrı takımın taraftarlarıyla ayni tribünde bir arada maç izlerdik sözünü tarihe gömmüşlerdir.

  Günümüzde endüstri haline gelen futbolda maddi açıdan kazananlar kulübün profesyonel yöneticileri, medya sahipleri, reklamcılar, futbolcular, teknik sorumlular, televizyon yorumcuları, hakemler, spor yazarlarıdır. Ödeme de bulunanlar ise müşteri gözüyle bakılan, tuttuğu takımı için güzel duygulara sahip olan taraftarlardır.

  Futbolun bilimsel yönden gelişmesi konusunda hiç kafa yormayan spor medyası, özelliklede televizyon yorumcuları kendi aralarında kavga ederek yaptıkları magazinsel şovlarla bu spora ne kadar hizmet ediyorlar? Hâlbuki birbirlerine küfür eden futbolcuların, sahaya inen taraftarın, hakeme saldıranların, birbirine hakaret eden kulüp yöneticilerinin olduğu bir futbol dünyasında bizlere sporun etik değerlerini anlatacak, yol gösterecek spor yazarlarına ihtiyacımız var. Bu yaratılan üzücü rekabet ortamından dolayı spor ahlakı büyük yaralar almıştır.

  Geçen yıllarda yapılan Avrupa Şampiyonasında başarılı sonuçlar alamadık. Bu olumsuzlukların içinde en üzücü olanı, turnuvanın en yaşlı on birine sahip takımlardan biri olmamız. Yeni yetenekler üretemiyoruz. Takımımızda yer alan Emre, Hakan, Oğuzhan dış ülkelerde yetişmiş oyuncular. Bu sezon süper ligde 18 yaş altı olup oynayan yok gibi. U17, U19 takımlarımız son üç yılda katıldıkları turnuvalardaki başarı oranı çok az bir durumda bulunmakta. Üst düzey takımlarımızın, kendilerinde oynayacak sporcu yetiştirme konusundaki çalışmaları yetersiz. Üç büyüklerde ilk on birde oynayacak alt yapı ürünü 23 yaş altı oyuncu yok gibi diyebiliriz.

  Ben bu konuyla ilgili futbolumuzun aydınlık yüzü Metin Kurt’tan söz etmek isterim. Kırklarelili olan ve halka daha yakın olduğu için çizgide dururum diyen, lakabı Çizgi Metin olan Ağabeyimiz o dönemde daha endüstrileştikçe futbolun çirkinleştiğini, batağa saplanacağını vurgulamıştır.

Ve o güzel sözünü söylemiştir.

“Futbol arsada güzeldir, borsada değil.”

 

 

Bu yazı 651 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Diziler ve Sinema
» Güzel düşünebilmek
» Özlemlerimiz
» Unutulmayan Sevgiler  
» Annemiz
» Sahipsiz Çocuklarımız
» Unuttuğumuz Güzellik, Tebessüm
» En Büyük Güç Sevgidir
» Türkülerimiz
» Güzellikler
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter