28 Mayıs 2018 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 15°C
Açık
YAZAR DETAYI
Nedim MENEKŞE
Kuruluşlarının 78. yılında Köy Enstitüleri
Yazı Tarihi: 31 Mart 2018 Cumartesi 07:27

  Genç Cumhuriyette bütün bu çabalara rağmen 1935-36 yıllarına gelindiğinde istenilen hedeflere varılamadığı, arzu edilenlerin gerçekleşmediği Cumhuriyetin istediği düzeyde yeni ve üretimci bir aydınlar kuşağının yetiştirilemediği görülüyordu.

           Özellikle köy için, köylü için kendisini adayarak çalışacak, köyün kaderini paylaşacak bir öğretmen tipine ihtiyaç duyulduğu meydana çıkmıştır. Tabii bizim bahsettiğimiz köyler 55-60 yıl öncesinin yolsuz, susuz, elektriksiz ve her türlü medeniyetten uzak, hala karasaban devrini yaşayan fakir ve güçsüz köylerdir. Şimdiki köyleri gördükten sonra, bunu görmeyen ve yaşamayan pek çoğumuzun bu köyleri hayalimizde canlandırması mümkün değildir. Bu yıllarda ülkenin nüfusu 16 milyon civarında idi ve bunun yüzde 80’i olan 12 milyondan fazlası köylerde yaşıyordu. 16 milyonun yüzde 76’sı yani 13 milyon altı yüz bini okuryazar değildi.

              Öğrenim çağındaki 1.897.000 çocuktan 1.457.000’i köylerde yaşıyordu ve sadece 347.000’i okula gidebiliyor, 1.110.000 köy çocuğu hala okul bekliyordu, buna karşılık 13.750 İlkokul öğretmeninden 6.950’si köylerde öğretmenlik yapıyordu.  O günlere kadar köylerimiz hakiki durumlarının tersine içinde şırıl şırıl derelerin aktığı, bolluk ve bereket içinde yüzen cennet köşeler olarak tanıtılıyordu.

             Bu ihtiyaçların su yüzüne çıkmasından sonra toplumlar ancak kendi içersinde yetişen ve onlarla kaderlerini paylaşan öncülerin kalkındırabileceği inancı ile yeni arayışlar başlamış, Atatürk’ten aldığı direktifle Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan askerliğini çavuş olarak yapmış kimselerden istifade etmek amacıyla Eğitmen Kurslarını açmış, bunu takiben İlk Öğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ve Milli Eğitim bakanı Hasan Ali Yücel’in gayretleri ile Köy Öğretmen Okulları açılmış, bu okullar Köy Enstitülerine dönüştürülmüş ve yeni Köy Enstitüleri açılmıştır. (17 Nisan 1940) Bu arada geçiş döneminde köylerde 3 yıllık eğitimle diploma veren ve çoğu bir önder gibi çalışan, isimsiz eğitmen ordusunun hizmetlerini şükranla ve minnetle anmamak mümkün değildir.

             Hızlı kuruluşları gibi, Milli Eğitim tarihimizde hızlı kapanışları ile ilgili olarak Köy Enstitüleri hakkında daha çok inceleme yapılacak Köy Enstitülerinin açılışlarıyla Türk toplumuna kazandırdıkları ve kapanışlarıyla topluma kaybettirdikleri çok daha iyi değerlendirilecektir.

               Ben halen içinde bulunduğumuz ve bir zamanlar 21 Köy Enstitüsünden biri olarak hizmet veren ve mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğum Köy Enstitülerinin toplumsal değişimdeki yerleri hakkında bazı gözlem ve düşüncelerimi şöyle sıralayabilirim.

              1-Yalnız 21 Köy Enstitüsünün Türkiye deki dağılışını ve kendilerine bağlanan vilayetlerle, toplumun tüm kesimlerini içine alacak şekilde planlanmış olması ve aydınlığın tüm Türkiye ye yayılmış olması dahi Köy Enstitülerinin topluma katkısını açıklayacak bir olgudur.

Açılışlarına göre incelediğimizde;

               1-İzmir-Kızılçullu, 2-Eskişehir-Çifteler 3-Kırklareli-Lüleburgaz-Kepirtepe 4-Kastamonu-Göl 5-Antalya-Aksu 6-Samsun-Lâdik 7-Malatya-Akçadağ 8-Trabzon-Beşikdüzü 9-Adapazarı-Arifiye 10-Kars-Cılavuz11-Adana –Düziçi 12-İsparta-Gönen 13-Balıkesir-Savaştepe 14-Kayseri-Pazarören 15-Ankara-Hasanoğlan 16-Konya-İvriz 17-Sıvas-Yıdızeli 18-Erzurum-Pulur 19-Diyarbakır-Dicle 20-Aydın-Ortaklar

21-Van-Ernis

               Bu illeri Türkiye haritasında göz önüne getirdiğimizde doğudan batıya, kuzeyden güneye Köy Enstitülerinin tüm Türkiye’yi kucakladığını ve bu okulların 2.Dünya harbinin yokluk ve kıtlık devirlerinde gerçekleştiğini düşününce gurur duymamak ve heyecanlanmamak mümkün değildir.

               2- Türkiye’nin tüm bölgelerini içine alan bu okullar sayesinde okumayı hayallerinden dahi geçirmeyen binlerce köy çocuğu eğitim imkânına kavuşmuş, topluma aydın bireyler olarak kazandırılmış ve bu olgu sonucu ülkede yeni bir gerçekçilik kavramı gelişmiş, buralardan yetişen Talip Apaydın, Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Mehmet Başaran, Ali Yüksel, Recep Bulut,  Ali Dündar, Dursun Akçam, Behzat Ay ve şu anda ismini hatırlayamadığım yazar, edebiyatçı ve şairler; köy gerçeğini olduğu gibi yansıtan eserleri ile bir edebiyat akımı yaratmışlar. Toplumun o güne kadar olan köylere bakış açısını değiştirerek köy gerçeğine göre köyün problemlerinin ele alınmasını sağlayarak toplumdaki değişim sürecini hızlandırmışlardır.

               3-Köy Enstitüleri sayesinde, o güne kadar gizli kalmış ve tanınmamış yüzlerce halk türküsü, milli oyun, el sanatları topluma kazandırılmış, Köy Enstitüleri mahalli sanat ve sanatçılarını tanıtmada köprü görevi görmüşlerdir.

              4-Köy Enstitüsü mezunları prensip olarak kendi bölgelerinde görevlendirilmişlerdir. Bunların içinde emeklilik yıllarına kadar aynı köyde hizmet verenler vardır. Öğretmen olarak kendi köylerine giden köy enstitülü öğretmenlerin ilk işi köylerinden mümkün olduğu kadar çok öğrencisine yeni eğitim kapılarını açmak için çalışmak olmuş, öğretmenin başarısı yatılı okullara gönderdiği öğrencilerle ölçülür hale gelmiştir. O yıllarda çevremizde büyük başarı gösteren ve köylerinin çehresini büyük ölçüde değiştiren;  devre arkadaşlarımızdan, Kazanköy’de Şükrü Akdeniz, Halit Akçay, karaağaçta Mehmet Karakoç, Necdet Şıpka, Sakızköy’de Rıfat Aras, Şerif Kurt, Nuri Kurt, Karıştıranda Enver Şener, Mustafa Önal, Yunus Helvacı, Turgutbey’de Ahmet Has, Salih Kırım, Kırıkköy ve Hamitabat’ta İrfan Taşkın, Rafet çetin, Mehmet Önal, Gülfize Atay, Ayvalıda Salim Ergün, İsmail Ergün, Evrensekiz’de Hüseyin Kıyılar, Selim gezen, Halil Canseven, Umurça’da Şakir Akyüz, Emirali’de Mehmet Aydemir, Ceylanköy’de Namık Yücel, Mehmet Yücel, Davutluda Vehpi Dinçer ve şu anda ismini hatırlayamadığım pek çok eğitimci çevremizde bu alanlarda başarıya damgasını vurmuşlardır.

               Toplumda ki bu gelişim ve değişimden memnun olanlar kadar memnun olmayanlar da vardı, hele hele köylerde vatandaşlık şuurunun oluşmasıyla yavaş yavaş ödevleri olduğu kadar haklarının da olduğunu bilen yeni bir vatandaş tipinin oluşması, o güne kadar onları sömürmeye alışmış zümrelerce hoş karşılanmamaya başlandı. Bunun suçlusu olarak bilhassa Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler gösterilmeye çalışıldı. Köy Enstitüsü döneminde Devletin arkalarında olduğunu bildikleri için öğretmenlere pek diş geçiremeyen güçler 1950 yılı çok partili sisteme geçişin getirdiği rahatlıkla, hele Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra, öğretmenlere yüklenmeye başladılar. Tertemiz inançlarla kendilerini toplum kalkınmasına adamış öğretmenler için haksız bir kıyım ve sürgün devri başladı. Bu olaylar öğretmenin içine kapanmasına ve sınıfa hapsolmasına neden oldu.

                  Yazımı bitirmeden önce iki konuya dokunmadan geçemeyeceğim; bunlardan birincisi, öğretmen okullarının kapanışıdır. Öğretmen Okullarının kapanması ile milli Eğitimimize ikinci büyük darbe indirilmiştir,. Ülkemizde ilkokul öğretmenlerinin Üniversite mezunu olmaları aslında yadırganacak değil gururlanacak bir olgudur. Bu olanak, Öğretmen Okulları kapatılmadan da sağlanabilirdi Şimdi kaldırılan,  başında Öğretmen adını taşıyan; lise ve Anadolu Liselerinin bu oluşum içindeki yerleri ve bugünkü şekli ile öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumlarının yerleri vakit geçirmeden tartışmaya açılmalıdır. Biz öğretmen okullarını ve öğretmen liselerini kapatan bu sistemin d e başarılı olacağına inanmıyoruz.

                 Diğer bir husus; Cumhuriyetin ilanından 95 yıl sonra Atatürk’ün, Atatürk Devrimlerinin tartışıldığı, şeriat özlemlerinin tüm kurumlara sokularak, yüksek sesle dile getirildiği, İstiklal Marşının tartışmaya açıldığı bir ortama nasıl geldik, bu olgu içerisinde öğretmenlerin ve eğitim sisteminin payı nedir? Yanlış yaptıysak nerede yanıldık, bütün bunlar için bir özeleştiri yapmak durumundayız.

                Buna bağlı olarak, tam olmasa da, halem öğretmen yetiştiren kurumları belli bir ölçüde her türlü zararlı düşüncenin dışında tutmak, Atatürk’ün gösterdiği hedeften ayrılmamalarını sağlamak ve bu konularda bilinçlendirmek, geçmişte yaşanan bazı üzücü olayları yaşamamak, bu okullarımızda görev yapan idareci ve öğretmenlerin topluma karşı en büyük sorumluluğudur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 688 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Kuruluşlarının 78. yılında Köy Enstitüleri
» Ölümünün 57. Yılında MİLLİ EĞİTİM BAKANI HASAN ALİ YÜCEL!
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (12)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (6) CAVİT BİNBAŞIOĞLU
» OY KULLANMAK VATANDAŞLIK GÖREVİDİR
» ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
» KÖY ENSTİTÜLERİ KAPANMASAYDI (1)
» KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ SINIF GECELERİ (8)
» OLAĞANÜSTÜ HAL
» MİLLETVEKİLLERİMİZE İLK DERS
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter
xx