11 Aralık 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz -1°C
Açık
YAZAR DETAYI
Nedim MENEKŞE
KÖY ENSTİTÜLÜLER (11)      
Yazı Tarihi: 16 Eylül 2017 Cumartesi 07:14

Malatya-Yeşilyurt ilçesinin Onatlı (Cumhuriyet) Köyü’nde 1930 da doğdu. İlköğretimini Malatya Malatya Cumhuriyet ilkokulunda tamamladı. 1944 yılında Akçadağ Köy Enstitüsüne girdi. 1949 yılında mezun oldu. 26 yıl değişik köy ve kentlerde ilkokul öğretmenliği yaptı.

Türkiye Öğretmenler Milli Federasyonu (TMÖF)’nin Malatya Şube yönetiminde, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)’ün Malatya Şube Kurucusu, Şube Başkanlığını, TÖS Genel Yönetim Kurulu üyeliğini, TÖS’ün Malatya, Elazığ, Adıyaman Bölge Temsilciliğini, Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER)’in Malatya Şube Kurucusu ve Yönetim Kurulu üyeliği, TÖB-DER Genel Yönetim Kurulu üyeliğini ve Bölge Temsilciliğini yaptı.

Mesleki ve örgütsel çalışmalardan dolayı defalarca açığa alındı, sürüldü. Sayısız soruşturmalar geçirdi.

12 Mart 1971 Askeri Müdahale döneminde Diyarbakır, Adana, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığınca ayrı, ayrı gözetim altına alındı. Uzun süre tutuklu kaldı.

Hakkında 16 adli, 5 idari olmak üzere 21 dava açıldı.

15 Ekim 1975’de emekli oldu. Ekonomik zorluklar nedeniyle Maden ocaklarında işçi olarak çalıştı. DİSK’e bağlı DEV MADEN-SEN’in Sivas Şube Başkanlığı ve Bölge Temsilciliği yaptı. 1979’da Karayolları Genel Müdürlüğünün Elazığ 8.  Bölge Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak çalıştı.

1988’de Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) Malatya Şube Kurucusu ve Şube Başkanlığını yaptı.

1994’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Bir süre Genel Sekreterlik görevini üstlendi.

Halen (2005) Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor

Değişik dergi ve gazetelerde 500’den fazla yazısı yayınlandı. İnceleme ve araştırmaları bulunmaktadır. Evli ve 6 çocuk babasıdır

 

  YAYINLANMIŞ YAPITLARI:

                                    *Anadolu Kültür mozaiğinden Bir Kesit  (BALIYAN)

                                    *Hekimhan Dağlarında 335 gün İşçilerin Direnişi

                                    *Kürecik

                                    *Köylünün Güneşi

                                    *Onurlu Direniş- Çileli Yaşam

                                    *Anadolu Halk Kültüründe İnanç Motifleri.

                                    *Demokrasi, Laiklik ve Özgürlük Mücadelesi

                                    *Demokratik Kitle Örgütleri ve İşlevi

                                    *Yakın Tarihimizde Kitlesel Katliamlar

                                      (Malatya, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas Katliamlarının İçyüzüne dönük inceleme)

                                    *Alevi Örgütlenmesinin Tarihsel Süreci

                                    *Anadolu Halk Kültüründe Fıkra- Nükte ve Mizah

                                    *Hızırpaşalar

                                    *Tarihten Günümüze Karaşar

                                    *Cumhuriyet Örnek Köyünün Kuruluş Öyküsü

                                    *Akçadağ Köy Enstitüsü ve Şerif Tekben

                                    *Dünden Bugüne Özgürlüklere ve Basına Sansür

                                  

OKUMA SAATİ

Tüm Köy Enstitülerinde her gün akşamı bir saat “okuma saati” vardı. Sınıf öğretmeninin denetiminde kitap okunur, anlatılırdı. Böylece, okuma alışkanlığı kazandırıyordu. Üçüncü sınıf öğrencisiydim. J.J.Rosseau’nun “Emil” kitabını alacaktım. Kitabın fiyatı dört lira idi. Babamda para yoktu. Ama kitabı almakta kararlıydım. Bir amcam Malatya’da Devlet Demiryollarında işçiydi.  Enstitü ile amcamın çalıştığı yerin arası otuz Km. idi. Ulaşım hayvan sırtında veya yaya yapılıyordu. Pazar sabahı yola çıktım, demiryolunu izleyerek altı saat sonra amcamın yanına vardım.  Amcam 125 kuruş verdi, bir de sonum ekmek aldı. Yeniden geldiğim yolu izleyerek enstitüye geldim. Dört hafta böyle amcamın yanına giderek dört lirayı tamamladım. Kitabı aldım. Kitap halen kitaplığımda duruyor.

Enstitünün kütüphanesinde Emil Zola’nın ”Hakikat” (Gerçek) isimli kitabı vardı. Bir adetti, okuma sırası gelmiyordu. Yine babamın yanına gittim, ağlayarak almasını istedim.

 

Zavallının parası yoktu. Bir yük odunla Malatya’ya gitti. Ancak, Malatya’da kitap satan yayınevi yoktu, Kitabı alamamıştı. Kitabı almanın çabasındaydım. Ağlıyordum. Sınıf öğretmenimiz Osman Şahintaş, beni çağırdı ve “Kitabı bir arkadaşın okuyor, O bitirince alıp sana vereceğim” diye teselli etmeye çalıştı. Nitekim bir süre sonra okuma fırsatını buldum. Bu gün Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlerin kitaplıklarında binlerce kitap bulunuyorsa, Köy Enstitülerinde edinilen okuma alışkanlığının ürünüdür.

                                

TALAŞ VE KADAYIF

Akçadağ Köy Enstitüsü birinci sınıf öğrencisiydik. Okulun nöbet sırası bizim kümedeydi. Öğle yemeğine gittiğimizde, karavanın içine bir yemek türü vardı. Kuru ve tel, tel idi. Talaşa benziyordu. Böyle bir yemeği ilk defa görüyorduk. Ne olduğunu tartışırken bina nöbetçisi Bekir Arslan geldi ve: “Aman yemeyin, marangoz atölyesinden bu talaşı telsisle ben getirdim, yarısını binanın koridoruna bıraktım, geri kalan yarısını da mutfağa götürdüm. Bu yemek o talaştandır.” Dedi.

Nöbetçi arkadaşlarımızla birlikte kaşıklarla tabaklar vurmaya, bağırmaya başladık. Diğer masalardaki ağabeylerimiz bakıp gülüyorlardı. Bize: “Arkadaşlar buna kadayıf denir, bakın biz de yiyoruz.” Diyorlardı. Ne mümkün, bağırmaya, tepki göstermeye devam ettik. Hepimiz köylerden gelmiştik. Analarımız yetiştirdikleri fasulyeyi, bamyayı pişirmesini bilmezdi. Ürettiklerini tatmadan yok pahasına satarlardı. Kulplu bakır tavasında bulgur pilavını, ayranlı çorbayı yaparlardı. Belli yemekler dışında yemek çeşidi bilmezlerdi. Kadıngöbeğini, kadayıfı, tatlıları bilmezlerdi. Bildikleri tatlılar ise hoşaf, pekmez, pekmezden yapılmış un helvasından ibaretti.

Yemekhanenin bir masasında enstitü müdürü Şerif Tekben, öğretmenlerle birlikte yemek yiyordu. Masasından kalktı, yanımıza geldi. “Çocuklar şurada sıra olun, mutfağa gidelim, aşçının payını verelim” dedi. Sıra olduk, mutfağa gittik. Müdür Şerif Tekben aşçıya; “Şu ne yemeğidir, yap görelim” diyerek bilmediğiz yemeği gösterdi.  Aşçı, unu hamur yaptı, tel, tel duruma getirdi, tavalara yerleştirerek fırına koydu. Bir tencerede şeker kaynattı. Fırında pişen kadayıfın üzerine döktü, soğumaya bıraktı. Sonra tabaklarımıza dağıttı.

Müdür Şerif Tekben “Çocuklar bu talaş değildir. Gördüğünüz gibi undan yapılan tel kadayıfıdır, Burada daha bilmediğiniz nice yemek çeşitlerini göreceksiniz” dedi

Köy Enstitülerinde böyle yaşam koşulların gelip geleceğe ışık tutacak aydınlık eğitimciler yetiştiren çağdaş eğitim kurumlarıydı.

Bu yazı 297 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» RECEP BULUT’U (TÜRKÖZ) KAYBETTİK
» YADIRGADILAR BİZİ
» YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLERİ DERNEĞİ MANDOLİN GRUBU VE KOROLARI
» 1.AYDINLANMA BULUŞMASI
» 21 KÖY ENSTİTÜSÜ 21 KÖY ENSTİTÜLÜ
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (21)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (20)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (19)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (17)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER-(16)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter