21 Temmuz 2019 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
GİTTİM VE GÖRDÜM
Yazı Tarihi: 15 Ekim 2011 Cumartesi 00:00
Cuma günü taksiye atlayıp Sakızköy yolunun halini göreyim dedim. Biliyorsunuz yeni yapıldı…
Anladığım kadar Sakızköy Caddesinin üzerine ileriki günlerde bir kat daha asfalt atılacakmış. Tahmin ediyorum en kısa zamanda yol oturur da uzun yıllar hizmet verir Lüleburgaz’lılara…
Asfaltın üzerindeki logar kapakları ile asfalt aynı hizada olmuş.
Bu arada o taraflarda oturan vatandaşlarımızla konuştum.
Daha evvelki yıllarda yağan yağmurlardan evlerimizi ve işyerlerimizi su basıyordu. Şimdi bu yönden bir şikayetimiz yok dediler.
Sayın okurlarım yağan yağmurlardan sonra işyeri veya evleri su basan ailelerin hiç şikayetini duydunuz mu?
Doğalgaz çalışmalarından sonra inanıyorum ki tüm cadde ve sokaklarımızın yol çalışmaları olacaktır.
Lütfen biraz sabır…
Sakızköy caddesinden sağa doğru sapın Ebubekir Camisinin önünden geçerek Eczacıbaşı caddesine çıkın…
Güzel şeyler olmuş oralarda. Biraz sabır, sabır…
İLGİNÇ HİKAYELER
Halinden yoksun olduğu anlaşılan bir adam deniz kenarında olta ile avlanıyordu. Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona:
-Ben buradayken oltana takılan ne olursa olsun sana onun ağırlığı kadar altın vereceğim, dedi.
Biraz sonra oltaya takıla takıla delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya:
-Ne yapalım şansın bu kadar. Oltaya ağır bir şey takılmadı, deyip alıp sarayına götürdü.
Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin kefesine koydular; öbür kefeye de altın koymaya başladılar. Bin, on, yirmi, elli diyerek altınları koydular. Ama kemik yerinden oynamıyordu. Görünüşte 4-5 altını zor tartar göründüğü halde tahminlerin on misli üzerinde altın koydular, kemik bana mısın demedi. Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu, taştı, ama kemik yerinden oynamıyordu. Bunda bir sır olduğunu anladılar…
Bir bilgeyi çağırıp sırrın ne olduğunu sordular. Bilge kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra, açıklamasını yaptı.
-Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz. Çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur.
Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydular ve kemik yukarı kalktı.
KORKARAK YAŞIYORSAN
Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyuda gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm kendi halime
Sonra dedim ki “ Söz ver kendine “
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki
Son yolculukları erken tanıdın
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan dı anladım…
GÜZEL SÖZ
“Karanlığa küfretmektense bir mum yak, der Konfüçyüs. Etraf karanlığa küfredenlerle dolu. Mum yakmakta yetmez artık. Aslında etrafımıza mum yakmayı öğretmeliyiz. Hayatı yokuşa çıkarken  yaşarsınız: zirvede otururken değil.
Hayatınızı değerli kılan, hayat amacınızdır.
HERŞEY MÜBAH MI?
Tilkinin teki ağaçta asılı bir et parçası görmüş. Tam yiyecekken bakmış bir bomba bağlı, bubi tuzağı!. Biraz uzağında saatlerce beklemiş, hedefi eti yemek: ama nasıl yiyeceği konusunda bir fikri yok. Birazdan aslan gelmiş, eti görmüş, ilerlemeye başladığında tilkiyi fark edip kıllanmış.
-Ne o tilki kardeş eti niye yemedin?
-Üzerinize afiyet olsun aslan kardeş, ben oruçluyum, sen buyur.
-Haa, öylemi demiş aslan, afiyetle yumulmuş ve bubi tuzağı gürültü ile infilak etmiş. Aslan bir tarafa , et bir tarafa uçmuş. Aslan  “ Ahh, ohh” derken bir bakmış, tilki eti hapur hapur, götürüyor.
Bağırmış: Hayvan erif, hani oruçluydun sen?
Tilki cevap vermiş:
-Ağabey top atıldı, sesi duymadın mı?
----    ----    ----    ----    ----
Burada anlatılan gibi ne yazık ki her yol mübah değil.
GÜNÜN FIKRASI
Temel’in üç tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen biri doktor, biri de santralcidir. Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşları sorar:
-Niye öğretmen de, diğerleri değil? Temel’de ona döner:
-Ula bilmez misin doktorlar “ bugün git yarın gel” der. Santralci de “ şu an meşgul, daha sonra tekrar deneyin” der. Ama öğretmen ne der?
-Hadi bir daha tekrarlayalım…
Bu yazı 682 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Amasya’nın adil valisi
» ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ
» Kriz Geliyor Uyanın
» Su Savaşları
» Bunlar Nasıl Karpuz!
» AVARE MU?
» 1971-1972
» İKAZ ETMİŞTİM…
» İSA GABRALI FUTBOL TURNUVASI
» ÇEVRE TEMİZLİĞİ SIFIR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter