
Bulent Ayan Ayan Beyan
E-mail gönder
Yazar Arşivi
Yazıyı Gönder
Yazdır
|
|
GÖRÜNÜM’DEN
Edirne’de yayınlanan Hudut Gazetesi geçtiğimiz günlerde 40. yaşını kutladı.
|
8 Feb 2010
Edirne’de yayınlanan Hudut Gazetesi geçtiğimiz günlerde 40. yaşını kutladı. Atatürk takviminden dolayı geçen hafta bu köşede, “Görünüm için ‘suçlu’ ibaresinin kullanılması ne yazık ki Lüleburgaz’ın tarihine ‘kara’ bir sayfa olarak yansıdı. Çünkü, “Gazete sayfaları tarihi vesikadır” diye yazarken, Hudut’un sahibi, Edirne Belediye Meclisi’nin CHP’li üyesi, arkadaşım Gönül Uyanıktır da, gazetesinin yaş günü sanki sözleşmişçesine şunları aktardı: “Her gün geleceğe bir miras bıraktığımızın bilincinde kentin belleğine yeni dokümanlar aktarıyoruz. Bir anlamda kentin tarihini yazıyoruz.” Aynı günlerde ne tesadüf! ** 26 Ocak Salı sabahı “Bismillah” derken kapımızı çalan Lüleburgaz Belediyesi zabıta görevlilerinin tuttukları zabta yer alan “suçlu” tanımlamasından duyduğumuz rahatsızlığı daha önce dile getirdik. Formatı belki de “fi” tarihinden kalma zabıt varakasındaki bu tanımlama gibi en altında yer alan 2. maddedeki ifade ise ayrı bir terane! “Suçlunun kendi bulunmazsa adamına tebliğ edilirse….” diye uzuyor. Bu nasıl anlatım şekli? “Adamına!” Sanki, argonun resmiyetteki hali! Zabıt varakasının aynı biçimini başka belediyeler kullanıyor olabilir. Ancak, böyle bir sözcük her fırsatta soyadının “kültür” olduğunu söyleyen bir kentin yerel yönetimine hiç de yakışmıyor? ** Ben Mustafa Hoca’nın adına da üzüldüm. “Suçlunun adı ve soyadı” diye yazan zabta “Suçlunun baba adı” hanesine o’nun da adı işlendi. Kepirtepeli, Atatürk’ün öğretmeni Mustafa Sarıoğlu’nun adı, Halebak’ın Atatürk Takvimi’ni reklam diretmesinden dolayı Lüleburgaz’ın tarihine işte bu sayede geçti. Yazık! ** Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak, son Belediye Meclisi Toplantısı’nda gazetemizi “yandaş” olarak göstererek ağzındaki baklayı böylelikle çıkarmış oldu. Ama ne var ki, “Atatürk Takvimi” ile “Kabak Takvimi”ni karıştırırken işin işine siyaseti kendi karıştırdı. Oysa gazetemiz bunu yazılarında açıkça ortaya koydu. Karşı karşıya kaldığı “çifte standartı” diğer siyasi partilerin yerine sadece mensubu bulunduğu CHP ile başta ADD olmak üzere sivil toplum örgütleri ile bu kentte yaşayan çağdaş, laik, demokrat, ilerici insanların bilgisine sundu. Gelişmeleri okurlarına yansıttığımız gün duyarlı vatandaşlardan pek çok tepki geldi. Ama biri vardı ki, çok ilginçti. Ne kadar Atatürk Takvimi varsa parasıyla satın alıp, dağıtmak istediğini söyledi. Ama Görünüm işin içine siyaset girmemesi için bu öneriye sadece teşekkürle yetindi. ** Belediye Başkanı Emin Halebak, çoğunluğu elinde bulundurduğu Belediye Meclisi’nde “Atatürk Takvimi” ile “Kabak Takvimi”ni karıştırması kendi bileceği iştir. Buradan bir gazeteci olmanın ötesinde sade bir vatandaş olarak demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan bilgi edinme hakkıma dayanarak Halebak’tan belediyenin sadece geçen yıl takvimlerden aldığı reklam gelirlerinin miktarını sormak istiyorum. Halebak’ın bu rakamı açıklaması gerekiyor. Meclis Toplantısı’ndaki gibi, “Daha öncekileri yakalamamış olabiliriz. Bu takvime kesilen ilk ceza da olabilir” sözleri ölçüsüz açılmadır! Ölçüsüz açılmanın Türkçe’deki açılımı, “Kabak çiçeği gibi açılmak”tır!
** Gençlik Parkı’nın karşısında oturuyorum. Geçtiğimiz Perşembe günü sabahı gazeteye saat 08.00’de yürüyerek geldim. Fatih Caddesi’nde sıralı dükkan - mağazaların kapılarının altından içerlerine “Şok” mağazasının fiyatları 6 Şubat 2010 tarihinden geçerli ürünlerini tanıtan reklam kağıtları atılmış. Kapı önlerine bırakılanlardan birini alarak gazeteye geldim. O işyeri sahipleri sabah “Bismillah” deyip kapılarını açarken işte bu reklam kağıtlarıyla karşılaştı. Şok firmasının bu yepyeni reklam çalışması için belediyeye he gibi bir izin başvurusu yaptığını ya da harç yatırıp yatırmadığını bilemiyoruz. Acaba Lüleburgaz Belediyesi’nin zabıta görevlileri, biz daha “Bismillah” derken zabıt tutarken, “Şok”un bu en son örneğine ne yaptı? Lüleburgaz Belediyesi’nin bu konuda da açıklama yapması gerekiyor. Öğrenmemiz halinde buradan okurlarla paylaşacağımızı belirtmek istiyoruz. Yoksa, “Şok”a yok, Görünüm’e “Sok!”. ** Muhabirimiz Semih Yıldız, geçen hafta ortasında Lüleburgaz Belediyesi’nde Başkan Emin Halebak ile karşılaştığını anlattı. Gazeteye dönüşünde Halebak’ın kendisine söylediklerini aynen şöyle iletti: “Cebinden kağıt para çıkararak, ‘Patronuna söyle bunların hepsinin üzerinde Atatürk’ün fotoğrafı var’ dedi.” Bu devirde Halebak’ın diğer cebinde döviz cinsinden paranın olmadığı ne malum? İşte Görünüm gidip yabancı paraların üzerindeki herhangi birinin reklamını yapmadı. Amerikan Doları’nın üzerindeki Başkan Lincoln’un takvimini de dağıtmadı. Görünüm, Halebak’ın cebinden çıkardığı paraların üzerindeki o insanın takvimini dağıttı. Eğer reklamsa ulusal önderimizin reklamını yaptı! ** Atatürk Takvimi konusunu Yalçın Bayer de Hürriyeti’ndeki köşesinde iki kez işledi. Halebak, Bayer’e gönderdiği cevap niteliğindeki açıklamasında Atatürk takviminin arkasında reklam bulunduğu için gazeteye tutanak düzenlendiğini söylüyor. Halebak, reklam diye ısrar ettiği takvimin arka yüzünü sadece o takvimin asılı durduğu “duvar”ın gördüğünü ne yazık ki görmek istemiyor! ** Mutlu haftalar… |
|