‘Emek mücadelesinde kara bir leke’

Temsilciler toplantısında akil insanlar tepkisi;

10 Nisan 2013 09:48

Ali MERT

Lüleburgaz Eğitim-İş Şubesi okul temsilcileri ile bir toplantı gerçekleştirdi.

Öğretmen Evi’nde düzenlenen temsilcilik toplantısı açılış ve yoklama ile başladı.

Temsilciler Lüleburgaz Eğitim-İş’in son durumu, çalışmaları, düşünülen etkinlikler, kurulabilecek komisyonlar, kollar, örgütlü çalışmanın önemi, işyeri temsilcilerinin önemi, sivil itaatsizlik eylemiyle ilgili hukuki süreç konularını ele aldı.

‘SORUŞTURMA AÇILDI MI AÇILMADI MI?’

Eğitim-İş Lüleburgaz Şube Temsilcisi Gürsel Özdemir, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Özdemir ; ‘’Eğitim-İş olarak 81 il valiliğine gönderdiğimiz yazıda, kamu dairelerinde, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’in amir hükümlerini bilerek ve isteyerek ihlal eden kamu görevlileri hakkında soruşturma açılıp açılmadığını, açıldıysa nasıl sonuçlandığını sorduk. Kişilere sadece hoşlarına giden hukuk kurallarına uyma hakkı tanınması halinde kamu otoritesinin varlık sebebinin ortadan kalkacağını hatırlatarak kaos yaratma hedefine odaklı mevcut dayatma sonrasında, kendisini kanun koyucu yerine koyma hatasına düşmeyen valiliklerin hukuka uygun yaklaşımlarının uygulamaya esas olmasını istedik’’ dedi.

‘TARİHİ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ’

Açılım sürecine de değinen Özdemir, açılım sürecinin gizeminin tamamen çözüldüğünü ve üniter devlet yapısının parçalandığını ileri sürerek; Tarihi bir dönem yaşıyoruz. Bundan sonra her şey çok daha zor, çok daha acı verici olacak. Ancak her şeye rağmen laik, demokratik, üniter, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti hayalimizi rafa kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Sendikamız, bu zor mücadelede üzerine düşen görevi gözünü kırpmadan yerine getirecektir. Ancak içlerinde yer alan sözde emek örgütü liderlerinin, emekçiler adına söz söylemek haklarının olmadığını da ifade etmek zorunludur. Bugün ülkemizde emekçiler tarihin en karanlık günlerini yaşıyor. İş kazaları adı altında her gün cinayet işleniyor. Toplu sözleşme yapma hakkı olan sendikalı işçi sayısı 75 milyonluk nüfusa rağmen 500 bine düşerken 1 milyonun üzerinde taşeron işçi ortaçağ koşullarında çalışıyor. Kamu çalışanları yoksulluk sınırının çok altında ücret alıyor. Bütün bu gelişmelerin her biri ortak bir mücadele alanı yaratması gerekirken sözde bu emek örgütleri, Kurtuluş Savaşı yıllarında İngiliz parasıyla grev yaparak Atatürk’e karşı emperyalist işgalcilerin yanında yer alan dönemin işbirlikçi sendikaları gibi davranmaktadırlar. Tarihi bir dönem yaşıyoruz. Bundan sonra her şey çok daha zor, çok daha acı verici olacak. Ancak her şeye rağmen laik, demokratik, üniter, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti hayalimizi rafa kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Sendikamız, bu zor mücadelede üzerine düşen görevi gözünü kırpmadan yerine getirecektir’’ diyerek sözlerini sonlandırdı

Toplantı dilek ve temennilerin ardından son buldu.

 

 
Kaynak :
Bu Haber 429 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin
Başlık: *
Yorum:
Güvenlik Kodu: