26 Ocak 2021 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
HABER DETAYI
“Bu kubbemizi kurtaracağız”
Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi'nde yer alan 448 yıllık Sıbyan Mektebi’nde restorasyon çalışmaları son hızıyla sürüyor. Projenin şantiye şefi, mimar Sezgin Tokgöz çalışmalarda gelinen son noktayı Görünüm’e anlattı.
Lüleburgaz # 11 Ocak 2021 Pazartesi 06:10

Çınar TÜRKMEN

Lüleburgaz Fetvane Sokak’ta restorasyon çalışmalarına başlanan Sıbyan Mektebi’nde çalışmalar son hızıyla sürüyor.

Kubbelerindeki kurşunların yenileri ile değiştirildiği binada, dış mekandaki çalışmaların ardından iç mekandaki el işlemelerinin restorasyonuna geçilecek.

Görünüm Gazetesi’ne süren restorasyon çalışmaları hakkında bilgi veren şantiye şefi, mimar Sezgin Tokgöz: “Maksadımız en güzel biçimde restore edip Lüleburgaz halkına, bize, insanlara daha güzel bir yapı sunabilmek. Keşke herkes gelip içini görse, ‘Böyle bir şey de varmış’ diyebilse” dedi.

Aynı zamanda Lüleburgazlı olan Tokgöz, söz konusu yapının külliyeden bağımsız olarak düşünülemeyeceğini söyledi.

“AMACIMIZ PROJEDE ÖZGÜNLÜĞÜ DEVAM ETTİRMEK”

Tokgöz çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi: “Eskiden yapılan restorasyon projesinden dolayı tuğlalarda çürüme olmuş, biz bu çürümeyi engellemek için derz açıyoruz. Yeniden sağlam olan tuğlaları kullanıp eksik olan ve hasar görmüş olan tuğlaları çürütüp yeni tuğlaları koyuyoruz. Bunların üzerine de Horasan harcı ve küfeki taş tozu ile beraber karışım sıvası yapıp kapatacağız. Dış cephede bazı taşlar önceki tadilatlarda değişmiş. Mimar Sinan, yapılarda genellikle küfeki taşını kullanmış, bu küfeki taşını biz Pınarhisar’dan alıyoruz, aynı şekilde monte ediyoruz. Amacımız projede özgünlüğü devam ettirmek. Yeni olan taşlara dokunmuyoruz. Kumlama, temizleme yapılacak. Daha önceleri çimento kullanıldığı için çok çürümüş taş var. Şimdiki teknoloji ile bütün imkanlara sahibiz”

“BU KUBBEMİZİ KURTARACAĞIZ”

Binanın kubbesinin zamanla su alması nedeniyle çürüdüğünü belirten Tokgöz: “İç mekanda bezemelerimiz var. Çoğu kişi içeri girip de burada kalem işi varmış dememiştir. Belki anne babalarımız görmüştür. Özgün işler duruyor ama bundan daha önceki restorasyonda kubbemiz o zamanki imkanlara bağlı olarak değiştirilmemiş. Ahşap destekleyiciler varmış, bunlar yıllar içinde yağmur suyu almış. Su da ahşabı çürütmüş. Kubbenin etrafındaki taşıyıcılar hasar görmüş. Üzerindeki tüm işlemeleri pul pul yapmış. Bu kubbemizi kurtaracağız. Kurtardıklarımızın üzerinden devam edeceğiz. İçeride pencere üzerinde bezelerimiz duruyor ama binanın işlevi değişince sıva ile kapanmış. Biz onu açtık, bulduk. Raspa yapıyoruz, sıvaları hasar vermeden milim milim kazarak söküyoruz” dedi.

“MİNİMUM 100 YIL DAYANABİLİR”

Kubbe ile ilgili olarak Tokgöz şu ifadeleri kullandı: “Kubbede önceki restorasyonda yapılan kurşunun altına ahşap destekleyiciler kullanılmış. Bu zarar vermiş. Komple ahşapları çıkartıp, çürüme yapılan tuğla taşların hepsini yeniden yaptık. Buna dikiş diyoruz. Daha sonra sıva yaptık, onun üstüne sarı toprakla samanı karıştırıp çamur vaziyette sıvanın üstüne sürdük. Şimdi kurşunları yerleştirmeye geçtik. Bu yapacağımız kurşun minimum 100 yıl dayanabilir. Su almayacak, çamur harcı şişmeyecek”

“ENJEKSİYON İŞLEMİ UYGULUYORUZ”

İç mekanda çalışmaların ‘milim milim’ devam ettiğini belirten Tokgöz: “İç mekanda enjeksiyon işlemi uyguluyoruz. Yani bunun amacı şu, korunacak bütün eski yapıların önce güçlü olması gerekiyor. Depreme dayanıklılıktan tutun da gelebilecek çevresel faktörlerin hepsine kadar. Enjeksiyon işlemi yapılmasının nedeni güçlendirme. Biz belli aralıklarla 50 santim ila 1 metre arasında delikler açıyoruz, üzerine hortumla enjeksiyon yapıyoruz. Bu yapının özelliğine göre değişiyor. Bu yapının duvar kalınlığı 1.20 metre. Çok büyük bir kalınlık. Bu yüzden enjeksiyonu fazla uyguluyoruz” dedi.

“BU YAPI AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Mimar gözüyle bakınca bu yapının çevredeki diğer tarihi yapılardan ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen Tokgöz şöyle devam etti: “Bu yapıyı asla diğerlerinden ayrı düşünmüyorum.  Bu yapı Ziraat Bankası’nın oradan, surlar, hamam, külliye hepsi bir bütün. Ayrı ayrı düşünülemez. Bir mimar ve Lüleburgazlı olarak da düşünemem. Bütüncül bakmak zorundayım. Bu yapıya bakıyorsam camiyi de vermek zorundayım. Bu bir semboldür. Sokollu Külliyesi bir semboldür. Caminin duvarları bile hepsi bir bütün. Külliye, medrese, hamam bir tesis. Burası sadece ufak bir yer. Buranın şöyle bir özelliği de var, bütünü dışında kalan tek yapı bu. Mesela camiden her yere giriş var, buradan yok. Eğer, müze olacaksa avluyla temas da yapılabilir. İçeride mektep zamanında kullanılan bir ocak var. Biz orayı da yapacağız. Eskiden mektepte ısınma ve yemek yapmak amacıyla yapılmış. Bir dönem kullanılıp kaldırılmış. Özgün projesinde bu var. Yukarıda 35-40 santim bir baca var. Onun da orijinalini yapacağız”

“SARNIÇTA BİRKAÇ SÜTUN DIŞINDA PROBLEM YOK”

Sıbyan Mektebi binasının altında bulunan sarnıcın son durumu hakkında da bilgi veren Tokgöz: “Alt katta 75 santim yüksekliğinde bir su deposu var. Bunu Kaynarca deresi ile beraber 3 tane daha su yolunun üzerine kurmuşlar. Boşu boşuna buraya kurulmamış. Aşağıda binanın sağ tarafından su çıkışı da var. Orada kuyu da var. Sarnıçta güçlendirme yapacağız. Birkaç yerden ‘Kapatılacak, sütunlar kırılacak’ diye söylentiler duyduk. Gelip bakabilirler. Dar bir yer. Zeminin altında kalan taş blok döşemelerde çatlama var. 6 taşında çatlama var, bunları çelikle güçlendireceğiz. Herkesin yararlanabileceği bir şekilde koruma yapmak zorundayız ki zarar gelmesin. Belki 150-200 yıllık çatlaklar. Sarnıçta birkaç tane sütun dışında problem yok. Statiğine de baktık” diye konuştu.

“MAKSADIMIZ İNSANLARA DAHA GÜZEL BİR YAPI SUNABİLMEK”

Tokgöz son olarak: “Sözleşmeye göre 500 iş günü ancak biz elimizden geldiğince daha kısa sürede bitirmek istiyoruz. 7 ila 15 arasında kişi çalışıyor. İçerideki el işlemelerini yapmak için kışın bitmesi gerekiyor. Dışarıdaki iş bittikten sonra el işlemelerine geçilecek. Hava şartlarına göre değişebilir. Yazın sonunda Eylül başlarında bitirmeyi planlıyoruz. Maksadımız en güzel biçimde restore edip Lüleburgaz halkına, bize, insanlara daha güzel bir yapı sunabilmek. Keşke herkes gelip içini görse, ‘Böyle bir şey de varmış’ diyebilse” şeklinde konuştu.

 

 

Bu haber 2284 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter