26 Kasım 2020 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
HABER DETAYI
“Aidatların her bir kuruşunda işçinin alın teri vardır”
Kristal-İş Sendikası Trakya Şubesi’nin 4 Temmuz’da gerçekleştirdiği kongresinde başkan adayı olan Koray Tokatlı, cam fabrikalarındaki koronavirüs vakalarından kıdem tazminatına, sendikaların genel durumundan Kristal-İş merkez yönetimindeki yolsuzluk iddialarına kadar pek çok konuyu gazeteniz Görünüm’e değerlendirdi.
Lüleburgaz # 19 Kasım 2020 Perşembe 07:55

Çınar TÜRKMEN

-Bölgemizdeki fabrikalarda bir bölümde 50-60 işçinin koronavirüse yakalandığı söylentileri var. Buralarda bu konuda alınan önlemler yeterli mi? İşçiler güvende mi?

K.T.: Tüm dünyayı etkisi altına alan ve özellikle bu aralar önlenemez bir hal alan Covid-19 salgınından her olayda olduğu gibi yine en çok etkilenen emek sınıfı oldu. Biliyorsunuz bu süreçte Paşabahçe Kırklareli fabrikamızdan Mehmet Kürtül abimizi lanet virüs sebebiyle kaybettik. Birçok arkadaşımız da bu hastalığa yakalandı ve maalesef yakalanmaya devam ediyor. Son iki haftada tavan yapan bulaşma hızı bölgemizde bulunan 3 fabrikada yaklaşık 100 arkadaşımızın da testlerinin pozitif çıkmasına yol açmış, bununla birlikte yaklaşık 250 arkadaşımız da temaslı oldukları gerekçesiyle karantinaya alınmışlardır. Bu süreçte koruyucu malzeme konusunda bir sıkıntı yaşamasak da işletmelerin içerisinde yayılma bölgeleri olarak yoğun olan yerlerde önlemler arttırılarak bu yayılmanın önüne geçilebilirdi. Ayrıca her ne kadar devlet tarafından imkan sağlanmasa da yaygın test konusunda gerekli adımlar atılabilirdi. Başta Mehmet abimize ve virüs sebebiyle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza rahmet diliyorum. Cam işçisi dostlarımızın ve tüm işçi sınıfının bu süreci en az hasarla atlatmasını umuyor, hastalığa yakalanan arkadaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

-Geçtiğimiz günlerde meclise gelen ancak gelen tepkiler nedeniyle geri çekilmek zorunda kalınan kıdem tazminatı konusunda ne söylemek istersiniz?

K.T.: Özellikle son 10 yılda ülke ekonomisinin bir numaralı gelir kaynağı olarak görülen işçi sınıfının bu güne kadar elinden alınan, kağıt üzerinde olsa bile mevcut hükümet marifetiyle engellenen ve hiç edilen hakları yetmemiş gibi uzun zamandır ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulan kıdem tazminatının fona devri ve diğer düzenlemeleri içeren torba yasa tasarısı geçen günlerde biz işçilerin yoğun eleştirileri ve tepkileri nedeniyle geri çekildi. Bu yasa gündeme her geldiğinde torbanın içinden işçi düşmanlığı çıkıyor ve bundan asla vazgeçmiyorlar. Kıdem Tazminatı işçinin elinde kalan son kaledir. Hepimizin iş güvencesidir. Sermayedarlar ile kol kola girmiş mevcut hükümet vasıtasıyla elimizden alınmak istenen bu hak için onlarca işçi can vermiş, binlercesi işinden ekmeğinden edilmiştir. Bu hakkın gasp edilmesi işçi sınıfı üzerinde tamir edilmesi imkansız hasarlar oluşturacak ve iş güvencesi tamamen ortadan kaybolacaktır. Bunun yanında belki mezara girmeden emekli olabilirim diye hayal kuran biz işçi sınıfı için emekli olduğunda alacağı toplu emekli ikramiyesi belki bir ev parası, belki çocuklarımızın geleceklerine ayıracağı bir birikim olarak durmaktadır. Kıdem tazminatı hakkının mevcut haliyle korunması biz işçiler için tabi ki fazlasıyla önemli ve vazgeçilmesi imkansız bir haktır. Bunun yanında kıdem tazminatının korunması sendikaların geleceği açısından da son derece mühimdir. Kıdem tazminatını koruyamadığımız takdirde son zamanlarda güç olarak oldukça zayıflayan işçi sendikaları için geriye dönülmez bir sonun başlangıcı olacaktır. Kıdem tazminatı hakkının tekrar gündeme getirilmesi durumunda işçi sendikalarının hep birlikte radikal kararlar alıp uygulaması bir zorunluluktur. İşçi sınıfı olarak bizler kıdem tazminatının mevcut haliyle korunması için sendikalarımızın alacağı her kararın arkasında duracağız.

 

-Ülkemizdeki sendikaların genel durumu sizce nedir? Daha önce yaptığımız röportajda da belirttiğiniz gibi sendikaların ‘aile şirketi gibi yönetildiği’ görüşünü savunuyor musunuz?

K.T.: En yalın haliyle anlatmak gerekirse; Sendikalar işçilerin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarını kazanmak, korumak ve geliştirmek için kurulmuş birlikler, dayanışma ve mücadele örgütleridir. İşçi sınıfının menfaatleri doğrultusunda mücadele etmesi gereken bu kurumlarımız yeni yüzyıldan itibaren tüm dünyayı ele geçiren küresel sermayenin kurmuş olduğu düzene ayak uydurmuş, başkaldırmamış ve çanak tutmuştur. Türkiye işçi sendikalarına baktığımızda birçoğu hükümeti ziyadesiyle eleştirir ve bu eleştirilerin hemen hepsinde de haklıdırlar. Ama hükümeti bu kadar eleştiren sendikaların kendi yönetim şekillerine ve işleyişlerine baktığımızda eleştirdikleri hükümetten çok da bir farkı olmadığını hatta mevcut iktidarın birer aynası olduklarını üzülerek belirtmek zorundayım. Sendikalar her görüşten insanları ayrıştırmak için değil birleştirmek için çalışmak zorundadır. Maalesef şu anki sendikaların zihniyeti ne olursa olsun yönetim kadrolarında benim ekibimden olsun anlayışındadır. Hatta daha önce şube başkan adaylığım sürecinde de söylediğim gibi bunu bir adım öteye götürerek sendikaları bir aile şirketi gibi yönetmek istemektedirler. Bunun yanında profesyonel yöneticilerin gereksiz lüks yaşantısı ve sendika gelirlerinden yaptıkları harcamalar işçi sınıfının yaşantısıyla tamamen ters orantılıdır. Tek geliri üye aidatı olan sendikaların toplantı yaptığı yerin otoparkına baktığımız zaman lüks otomobil galerisinden bir farkı olmadığını görmekteyiz. Bu ait olması gerektiği sınıfa ait olmadığını ve tabandan koptuğunu göstermektedir. Bunun yanında başka bir hususta bitmek bilmeyen koltuk sevdası. Sendikal görevler üyelerin verdiği geçici görevlerdir ama mevcut sendikal anlayış sendikacılığı bir görev değil de meslek olarak görmektedir. Şu an ülkemizin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’e bağlı 33 sendikamız var. Bu sendikaların genel başkanlarının birçoğunun emekliliğe hak kazanmış olmalarına rağmen 20-25 yıldır görev yaptıklarını görmekteyiz. Hatta kendi kurduğu sendikada 40 yılı aşkın süredir genel başkanlık yapan bile var.20-25 yıl aynı mevkilerde görev yapmak demek bir neslin sendikal hevesini ve mücadelesini çöpe atmak demektir. Mevcut yöneticiler bu tutumundan ve bu zihniyetten vazgeçmediği sürece yakın bir zamanda sendikacılık yapacak arkadaşlar bulmakta zorlanacağız. Türkiye işçi sendikaları en kısa zamanda sendikacılığı rahat yaşama kavuşma alanından çıkartmak ve sınıf mücadelesi için yapılacak bir görev olarak görmek mecburiyetindedir.

 

-Genel merkez genel kurulunda genel başkanlığa aday olan bir şube başkanı ve muhalif 8 sendika üyesinin sendikadan ihraç edilmesi olayı var. Bu olaya karşı çıkan bazı üst kurul delegelerinin de işyerlerinde cezalandırıldığı söyleniyor. Kristal-İş’in sendikacılık geleneği göz önüne alındığında bu ne anlama geliyor? Aynı zamanda Bursa’da cam çalışanı 4 işçinin ücretsiz izne çıkarması olayı yaşandı. Sendikanın Bursa şubesinde neler oluyor?

K.T.: Bursa bölgemizdeki sıkıntıları doğru analiz etmek için süreci baştan anlatmakta fayda var. 8 Temmuz 2020 tarihinde Şişecam işvereni tarafından Bursa Trakya Cam fabrikasındaki iş daralmasından dolayı 72 kişilik fazlalık olduğu, bu sebeple diğer bölgelere nakil olmak ve teşvik uygulamasıyla işten ayrılmak isteyenlerin 17 Temmuz 2020 tarihine kadar dilekçelerini bağlı oldukları fabrika personel müdürlüklerine iletmeleri istendi. Bunun sonucunda tüm bölgelerden yaklaşık 100 arkadaşımız teşvikle çıkış için dilekçe verdi. Yani işverenin fazlalık dediği sayıdan daha fazla bir sayıda çıkış isteği gerçekleşti. Bununla birlikte işveren diğer bölgelere nakil işlemi gerçekleşen 46 arkadaşımızın ardından 26 arkadaşımızın da Trakya Cam fabrikasından Anadolu Cam fabrikasına nakil işlemini talep etti. Bu işlem de gerçekleştikten sonra ortadaki sıkıntıların kaybolduğunu düşünürken sendikamızın genel kurulundan sonra her ne kadar ihraç olayında red oyu verdikleri gerekçesiyle olduğuna inanmak istemesek de ilk önce üst kurul delegesi birkaç arkadaşımızın çalışma yerleri değiştirildi, daha sonra 4 arkadaşımız pandemi önlemleri gerekçesiyle 2.5 ay süreyle ücretsiz izine çıkartıldı ve son olarak da Anadolu Cam fabrika temsilcimiz sözleşme maddelerimize aykırı bir şekilde yaklaşık 2 ay önce gerçekleşen bir olay sebebiyle disipline verildi. Pandemi koşullarında ekmeğine dört elle sarılmaya devam eden, kendisinin ve ailesinin sağlığını riske atarak işine her zamanki gibi sahip çıkan cam işçisi dostlarımıza yapılan bu uygulamalar Şişecam yönetimine yakışmamıştır. Bu lanet virüs sürecinde bile işçisiyle hesaplaşma düşüncesi bizleri gelecek adına fazlasıyla tedirgin etmiştir. Ücretsiz izine çıkartılan arkadaşlarımızdan bir tanesinin hiçbir kronik rahatsızlığı yokken, eşinin son evre kanser tedavisi gördüğü bir dönemde ücretsiz izine çıkartılması her şeyi bir kenara bıraksak bile hangi vicdana sığar. Bu olaydan birkaç gün sonra eşini kaybeden arkadaşımıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Tüm bunlar yaşanırken sendikamız merkez yönetimi pandemi sürecinde işverenle ters düşmenin sonuçları ağır olur gerekçesiyle Bursa Şubemizi ve üyelerimizi kendi kaderine terk etmiş ve yalnız bırakmıştır. Kristal-İş Sendikamızın geçmişine, geleneklerine ve tarihine yakışmayan bu anlayıştan bir an önce vazgeçilmeli ve sendika yönetimi üyesine sahip çıkmalıdır. Buradan Bursa Şubemizin ve bölgemizdeki dostlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu, bu süreci yine hep birlikte aşacağımızı belirtmek istiyorum.

 

-Kristal-İş sendikasının danışman avukatına yüksek miktarlarda para aktarıldığı ve bu paranın bir kısmının danışman avukat tarafından yeniden sendika merkez yöneticilerinin hesaplarına aktarıldığı iddiası var. Mali polisin de şikayetler üzerine genel merkezde arama yaptığı ve çeşitli belgelere el koyduğu söyleniyor. Bu gelişmeler, üyeler arasında nasıl yankı buldu?

 

K.T.: Sendikalar ticari işletmeler değildir. Tek geliri üye aidatı olan sendikaların tamamen işçinin alın teriyle elde ettikleri gelirleri harcarken 40 kere düşünmeleri gerekir. 19-20 Eylül 2020 tarihinde gerçekleşen sendikamızın 18’inci olağan genel kurulunda ortaya çıkan, kurumun hesabından ayrı olarak iki merkez yöneticisinin adına açılmış bir hesap olduğu, sendikanın kasasından işe alınan danışmana yapılan aylık ödemelerden bir kısmının yeni açılan hesaba aktarıldığı ve faturasız giderlerin bu hesap üzerinden karşılandığı bilgisini genel başkanın kendisi genel kurulda cevapladı. Bununla ilgili soruşturma devam ettiği için bir yorum yapmak çok doğru olmayacaktır. Ancak geçtiğimiz cuma günü yapılan genişletilmiş başkanlar kurulu toplantısından sonra tüm üyeler sendikamızın Bursa’da yaşananlarla ilgili kararlar almasını ve sendikamızda açılan yeni hesapla ilgili tabanı tatmin edici bilgilendirme yapmasını beklerken bugün itibariyle hala bir açıklama yapılmamıştır. Genişletilmiş başkanlar kurulunda genel başkan temsilcilerden yeni hesaba aktarılan paralarla ilgili düğün dernekte takı olarak harcandığının ve hayır işlerinde kullanıldığının tabana anlatılmasını istemiş. Tabi bunlarla ilgili birkaç şey söylemekte fayda var. Birincisi işçiden aylık olarak alınan aidatlar sendikamızın profesyonel yöneticilerinin maaşlarının ödenmesi için, merkez ve şubelerin diğer giderlerini karşılamak için, sendikamızın örgütlenme çalışmalarını yapması için, direnişlerde, eylemlerde ve grevlerde işçinin yanında olabilmesi için kurumun menfaatleri doğrultusunda harcanmalıdır. Bu aidatların her bir kuruşunda işçinin alın teri vardır. Bu aidatlar kimsenin şahsi giderlerini karşılamak için, düğün dernek takı işlerini halletmek için toplanmıyor. Sendikamız da bir hayır kurumu değil. Madem ki hayır yapacak kadar çok para toplanıyorsa yapılması gereken şey çok basit. Şu an üyelerimizden aylık tam yevmiye olarak kesilen aidatları yarım yevmiyeye düşürün. Ayrıca tüm bu söylentilerin önüne geçmenin tek bir yolu var. Dürüstlük ve şeffaflık. Her ay düzenli olarak sendikamızın gelirlerinin ve giderlerinin şeffaf olarak paylaşılması en azından bundan sonraki süreçte üyelerimizin aklında yeni soru işaretleri oluşmasını engelleyecektir. İnanıyorum ki çok yakın bir zamanda işçi sendikalarına hakim olan bu yapı değişecek ve sınıf sendikacılığı tüm sendikalara hakim olacaktır. Cam işçisi de bu değişimle birlikte işçi sınıfı içerisinde hak ettiği seviyelere ulaşacaktır.

Bu haber 3011 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter