22 Kasım 2019 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
HABER DETAYI
Yeşilliklere fısıldayan kadın!
Çocuk yaşlardayken kendi tarlalarında ürettikleri maydanozları bebek arabasıyla esnaflara dağıtan üretici Birgül Gökduvan, bugün icar yoluyla kiraladığı tarlada 14 çeşit sebze ve meyve yetiştiriyor. “Toprak benim için her şey” diyen Gökduvan, ‘en uçuk’ hayalinin de çocuğunu bırakamadığı için çalışamayan kadınların, çocuklarının da gözünün önünde olabileceği, molalarında gidip çocuklarına bakabileceği, hem üretip hem kendi paralarını kazanabilecekleri bir ‘köy’ kurmak olduğunu söyledi.
Lüleburgaz # 14 Ekim 2019 Pazartesi 07:13

Çınar TÜRKMEN

Lüleburgaz’da küçük yaşlarda babasının yanında toprakla uğraşmaya başlayan üretici Birgül Gökduvan (44), bugün icar yoluyla kiraladığı tarlada 14 farklı sebze ve meyve yetiştiriyor.

30 yıl önce kendi tarlalarında ürettikleri maydanozları bebek arabasıyla esnaflara dağıttığını söyleyen Gökduvan, şimdi sezonuna göre 3 ila 15 kişiye istihdam sağlayıp, market, manav ve pazarcılara ürün veriyor.

Lüleburgaz’da icar yoluyla kiraladığı 60 dekarlık alanda maydanoz, marul, roka, dereotu ve fasulye başta olmak üzere 14 farklı sebze ve meyve üreten Gökduvan, devam eden maydanoz hasadında da ‘iş arkadaşlarım’ dediği işçilerle beraber çalışıyor.

Sabahın erken saatlerinde tarlaya gelen işçilerle kahvaltı yapıp, öğle yemeğini de tarlanın ortasına kurdukları peçkada hazırlayan Gökduvan, daha sonra maydanoz hasadı yapan işçilerle birlikte, maydanozları demet haline getirip çuvallara koyuyor.

BU YIL 40 BİN KÖK MARUL

Gökduvan, bu yıl 6 dekar alanda maydanoz üretimi yaptığını, 40 bin kök marul, 10 bin kök lahana, 3 bin kök karnabahar, 9 bin kök kereviz yetiştirdiğini söyleyerek; “Tabi işler büyüdükçe kişilere ihtiyaç olmaya başladı. Çevremdeki arkadaşlar ‘geliriz’ dediler, yardıma koştular. Lüleburgaz’da fabrikalar olduğu için bahçede çalışacak insan bulmak da oldukça zor. İnsanlar tarlada çalışmak istemiyorlar. Burada yaptığım iş duyulunca birkaç kişi gelmeye başladı, iş duyulunca kadınlar beni aramaya başladı, hafta sonu gelmek isteyenler oldu. Böylece tarlada çalışmaya başladılar. Artık ‘Kızlar yetiştiriyorlar ben de satıyorum’ diyorum soranlara. Bazen görenler soruyor ‘Çalışanın mı’ diye, ‘Onlar benim çalışanım değil iş arkadaşlarım’ diyorum. Şu an 3 kişi her gün geliyor, tabi ürüne göre gelen kişi sayısı bazen 15’i buluyor. Eskiler buna ‘çavuş usulü’ der” diye konuştu.

“TOPRAK BENİM İÇİN HER ŞEY”

Zaman zaman eşine Kurudere köyüne taşınıp ‘lavanta’ ekmeye başlamaları konusunda fikrini söylediğini belirten Gökduvan; “Kurudere’de toprağımız var, eşime ‘Gel Kurudere’ye taşınalım, lavanta ekelim’ diyorum. Ama bir yerden sonra o ürünü nasıl pazarlayacağımı düşünüyorum. Lüleburgaz’ın her sokağını biliyorum. Burada bir düzen kurmuşum. Benim çevrem burada. Burada sesimi daha çabuk duyurabiliyorum.” dedi.

“Toprak benim için her şey” diyen Gökduvan; “Toprak çok değerli aslında ama değerini bilmiyoruz. Ona en sevdiğini veriyorsun, karnını doyurmak için ona ihtiyacın var. Biz topraklarımızın kıymetini bilmiyoruz. Bu konuda biraz daha bilinçlenmeliyiz. Bazen insanlar dalga geçiyorlar, acıyarak bakıyorlar, çok yorulduğumu, toprakla uğraşmanın zor olduğunu söylüyorlar” şeklinde konuştu.

“SATAMAYACAĞIM KADAR MAYDANOZ YETİŞTİRMEK HAYALİMDİ”

Toprakla uğraşmaya ve pazarcılığa çocuk yaşlarda başladığını anlatan Gökduvan; “Pazarcılığa da babamın yanında başladım. Gittikçe kendim çoğalttım. Az bir bahçeyi kardeşler hepimiz bölüşüyorduk. Sonra bahçe kiralamaya başladım. 2013 yılında bu tarafa geldim, gide gele bu işi büyüttüm. Traktör aldım. Her şeyi elle yapıyorduk. İlk maydanoz, domates, biber ekmeye başladım, arkadan patlıcan, lahana geldi. Müşterinin taleplerine göre artmaya başladı. Başta para kazanmak amaçlı değil, her şeye meraktan başladım. Küçük çocuk gibi görüyorum ilk ektiğim sebzeleri. Onlar geliştikçe paraya dönüyor. Küçük bir çocuğu büyütür gibi. Hastalanıyorlar üzülüyorum, çiçek açıyorlar seviniyorum. Satamayacağım kadar maydanoz yetiştirmek hayalimdi, onu başardım. Arazi büyüyünce elimde kalacak kadar maydanoz yetiştirebildim. Canımın istediği bir şeyi ekonomik olarak fırsat bulup alabiliyorum. Nakit buluyorum ama vakit bulamıyorum.” diye konuştu.

“YETİŞTİRMEYİNCE O BAKLAYI 8-10 LİRAYA YİYECEKLER”

İnsanların, giderek topraktan ve üretmekten uzaklaştığını görmekten üzüntü duyduğunu aktaran Gökduvan; “Yemek için ekilmesi gerekiyor ama artık kimse ekmek istemiyor. Buralar eskiden bahçe doluydu. Şimdi bakıyorum bahçe yok. Köylüler bile ekmiyor artık. Örnek olarak, bakla yetiştirmek çok kolaydır ama yetiştirmeyince o baklayı 8-10 liraya yiyecekler o zaman” ifadelerini kullandı.

“BU ARAZİYİ ALABİLİRSEM ÇOCUKLARIMI OKUTABİLİRİM DEDİM”

Lüleburgaz’da bugün sebze ve meyve ürettiği 60 dekarlık araziyi çocuklarını okutabilmek için kiraladığını söyleyen Gökduvan; “Bu araziyi alabilirsem çocuklarımı okutabilirim dedim ve uzun uğraşlar sonucunda kiraladım. Şimdi çok şükür. Benim kendime ait bir arazim yok. Çocuklarımdan birisi Sağlık Yüksekokulu, diğeri Mekatronik mezunu oldu. Günümüzde iki çocuğu aynı anda üniversiteye göndermek zor iş. Buradan çıkardığımız ürünlerle 2 çocuk okuttum. Onlar da bana yardım ettiler. Arabamız yoktu, ben araba kullanmasını bilmiyordum, bebek arabasıyla maydanoz dağıtıyordum. Her akşam lahmacuncuları geziyordum, işe öyle başladım. Kolay olmuyor ama insan çevresine de bunu kabul ettirince, istediğini zaman zaman yapabiliyor. Evde oturup Azrail’i beklemek saçma geliyor. Bir şeyler üretmek madden manen beni özgürleştiriyor” dedi.

TÜM LÜLEBURGAZ’A SEBZE DAĞITIYOR

Şu anda haftanın 4 günü Lüleburgaz’da kurulan pazarlarda satış yapan Gökduvan ayrıca Lüleburgaz’daki market, manav ve diğer pazarcılara da ürün satıyor.

Gökduvan; “Şimdi Lüleburgaz’da pazarlara çıkıyorum. Marketlere, manavlara, seyyar pazarcılara ürün veriyorum ve kendim satıyorum. Müşterilerim benim için gerçekten çok önemli. Toprağın suya nasıl ihtiyacı varsa benim de onlara ihtiyacım var. Ürünlerimi yetiştirirken de ona göre yetiştiriyorum. En doğru, en lezzetli tohumları seçmeye çalışıyorum” dedi.

İsteyenlerin ürünleri gelip tarladan kendileri toplayabileceğini de söyleyen Gökduvan; “İnsanlar buraya geliyor, istedikleri ürünün yerini tarif ediyorum, gidiyor topluyor. Burada tartıp satıyorum. Gelen ‘Lüleburgaz’ın kenarında böyle bir yer mi varmış’ diye şaşırıyor. Kimisi bu ürünler Lüleburgaz’da yetiştiriliyor deyince, ürünler dereden sulanıyor diye burun kıvırıyor. Halbuki kuyumuz var, dereden uzaklaştıkça su çıkıyor.” diye konuştu.

“EN UÇUK HAYALİM…”

Kadınlara hayal kurmalarını ve vazgeçmemelerini tavsiye eden Gökduvan, kendisinin de hala hayalleri olduğunu söyledi.

Şu anda ‘en uçuk’ hayalinin Lüleburgaz’ın içinde bir ‘köy kurmak’ olduğunu söyleyen Gökduvan hayalini şöyle anlattı; “Benim yaptığım da bir hayaldi. Birden bire ‘Ben zengin olacağım’ deyip kredi çekmek yerine adım adım ilerlesinler. Altını doldura doldura ilerlerlerse hayallerine ulaşabilirler. Ulaştıkça daha uçuk hayaller kurabilirler. Bugün en uçuk hayalim, çocuğunu bırakamadığı için çalışamayan kadınların çocuklarının da gözünün önünde olabileceği, molalarında gidip çocuklarına bakabileceği, hem de üretim yapıp kendi paralarını kazanabilecekleri bir ‘köy’ olmasını istiyorum. Benim kendime ait bir tarım arazim olsa, sadece kadınların çalışacağı, kendi elleriyle hazırladıkları kahvaltılıkları, fırından çıkan sıcacık köy ekmeğini insanlara sunabilecekleri, başka kadınların aynı arazide domates, biber yetiştirip gelen müşterilere vereceği bir yer elde etmek isterdim. O araziye bir kreş açılabilir, anneler para kazanırken, diğer kadınlar da o kadınların çocuklarına bakabilir. Bu çok uçuk bir hayal gibi görünse de ufak maliyetlerle yapılabilecek şeyler. Çok sosyetik olmasına gerek yok. Pazar kasalarından bile koltuk yapılabilir.  Tek ihtiyaç, içinde suyu olan elektriği olan bir arazi bulabilmek. Şimdiki çocuklar parka gidiyorlar beton üzerinde oyun oynuyorlar. Çocuklar bahçeye gelip toprak, çamur içinde oynayabilir. Şimdiki çocuklar toprağa öcü gibi bakıyorlar. Ben 2 çocuğumu da tarlada büyüttüm”

100 YILLIK FASULYE TOHUMU

Tarlada yetiştirdiği ürünlerden ‘yağlı fasulye’nin Lüleburgazlılar tarafından çok beğenildiğini belirten Gökduvan, fasulye tohumunun babaannesinden kalma yaklaşık 100 yıllık bir tohum olduğunu söyledi.

Gökduvan; “Taze fasulyem babaannemden kalma tohumlardan. Neredeyse 100 yıllık. Her yıl kendi fasulyesini alıyoruz aynı fasulyeden ekiyoruz. O yüzden lezzeti hemen fark ediliyor. Keşke bunu her yere duyurabilsek. Yerli lahana da aynı şekilde. Lezzeti çok güzel ama insanlar artık kendi bahçesinde ürettikleri her lahanaya ‘yerli lahana’ diyor. Aslında yerli lahananın tohumu farklı. İnsanlar aldıkları zaman ‘Ben yerli lahana aldım’ diyor, hayır değil, o hibrit tohumun biraz değişiği. Onun kokusu, tadı, görünüşü çok farklı oluyor. İnsanlar onu yediğinde daha beğeniyorlar.  Turşusu güzel oluyor. İnsanlar artık yerli lahanayı ayırt edemiyor, gençlerse zaten hiç bilmiyor” dedi.

“EVLENECEĞİN KIZ KIŞLIK YAPAN BİR AİLEDEN OLSUN”

İnsanların ‘topraktan gelene burun kıvırdığını’ söyleyen Gökduvan, çocuklarını da toprağın önemi ve üretme konusunda bilinçlendirdiğini ifade etti.

Gökduvan, günümüzde insanların ‘ev yapımı’ ifadesine nasıl burun kıvırdığını şu sözlerle anlattı; “Örneğin, kendi domateslerimizden evde salça yapıyorum, bir arkadaşa verdim. ‘Sanki biraz ekşi olmuş’ dedi. Çünkü hazır alınan salçalar tatlı, içinde tatlandırıcı maddeler var. Ev salçasının lezzeti bu ama yemeye yemeye tadını unutmuş. O da onun farkında. Gençlerimiz de bunu bilmediği için üzülüyorum. Erkek çocuğuma söylüyorum, ‘Evleneceğin kıza bak, kışlık yapan bir aileden olsun’ diyorum. Bu çok önemli aslında. Hem kendi hem de çocuklarının yediği besinin sağlıklı olması için bu önemli. Artık herkes marketten alıyor. Orta yaşlılar bile artık kışlık yapmıyor. Neden Lüleburgaz’da bunların üretildiği, satıldığı bir yer olmasın. İnsanlar üretildiği yeri görsün, paketlendiği yeri görsün. Lüleburgaz’da kadınlar toplanıp bunu çok rahat yapabilir”

Lüleburgazlı kadınların bağ ve bahçe işlerinde çalışıp, buradan ürettiklerini değerlendirebileceği yer imkanı bulunduğunu, ancak yerel yönetimler tarafından ön ayak olunması gerektiğini söyleyen Gökduvan; “Bildiğim kadarıyla Kadın Akademisi’nde bir mutfak bölümü var. Oranın tek eksiği köy haline getirilmemesi, beton içinde kalmamalı orası. Neden kendi bahçemizde ürettiğimizi müşterimize satmayalım. Yeşillik bir alanda böyle bir yer olsa, yüzlerce kişi gelebilir oraya. Cesaret lazım, toprak lazım. Mesela Edirne bayırında Lüleburgaz’ın bir bağı var. Örnek bağ diyor. Orada yer varsa, su varsa gelir seviyesi düşük ama bahçeye meraklı birisine verilse gerçekten toprağı seven birisine, işte o zaman örnek bağ olur. O bağa bakılsa çok güzel para kazanılır. İmkanlar var” dedi.

 

 

 

Bu haber 2194 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter