10 Aralık 2018 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 6°C
Çok Bulutlu
HABER DETAYI
‘Arkadius’un Şehri’ nasıl ‘Bergos’ oldu?
Lüleburgaz # 07 Aralık 2018 Cuma 09:53

Hazırlayan: Araştırmacı/Tarih Öğretmeni Ali ARSLAN

OSMANLI DÖNEMİNDE LÜLEBURGAZ

1048’de başlayıp 1071’de Anadolu topraklarına yerleşme ülküsü haline gelen Selçuklu Türklerinin batıya yönelme siyasetleri, Malazgirt Savaşı ile kesinleşerek Bizans İmparatorluğunun yenilgisi ile Türklerin büyük boylar halinde Anadolu’ya yerleşme ve burayı yurt edinme nedeni olmuştur. Yıllarca süren çatışmalarla yıpranan Bizans yavaş yavaş Anadolu’daki egemenliğini yitirerek küçük bir devlet konumuna girmiş, hatta Türklerin Rumeli topraklarına geçerek akınlar yapmalarını engelleyememiştir.

Orta Çağ Avrupa’sının bir parçası olan Bizans Devleti bu süreçte Balkanlarda istilacı, yıkıcı, yağmalayıcı kavimlerin tehdidi ve saldırılarına da maruz kalmış, özellikle Rumeli ve Trakya toprakları bu işgal ve eylemlerden nasibini fazlaca almıştır. Lüleburgaz’ın da içinde olduğu bu bölge; Bulgar akınlarına, Peçenek işgaline ve Haçlı Ordularının istila ve yağmalamasına sahne olurken bölgeye ve Trakya’ya egemen olan Bizans Devleti oldukça zayıf düşmüştür. Özellikle IV. Haçlı seferinde Lüleburgaz’daki savaş, yağmalama ve kitlesel ölümlere neden olmuştur. Bu seferle birlikte Trakya ve Bizans’ın diğer toprakları, kurulan Latin Devleti içinde kalsa da Latin imparatorluğunun etki ve egemenliği az ve kısa sürmüştür.

Lüleburgaz’ın içinde bulunduğu Balkan Yarımadası ve Trakya toprakları bu kargaşa, istila, saldırı ve karmaşık dönemden geçerken, Türklerin Anadolu akınları ve Anadolu’yu yurt edinmeye başlayan siyasetleri bu süreçle örtüşmektedir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan önce Rumeli’ye başlayan Türk akınlarının sayısı ünlü tarihçi “Joseph von Hammer”in “Osmanlı Tarihi” adlı eserinde; üzerinde durduğu sayı 24’tür. Hammer’in ifadesine göre Rumeli’ye ilk geçiş 1263 yılında olmuş ve Saltuk Dede adlı bir dervişin önderliğindeki 1200 silahlı akıncı Türkmen, Karadeniz kıyısındaki Dobruca ve Tataristan adıyla anılan bölgeye gelip yerleşmişlerdir. Selçuklu Türklerinin bu siyaseti Osmanlı Beyliğinin kuruluşu ve “Devlete” geçişle birlikte büyüyerek sürmüş 1303 ve 1356 yılları arasında Osmanlı Türkleri de defalarca Rumeli’ye geçmişler, dağılmakta olan Bizans’ı doğudan (Anadolu’dan) ve batıdan (Trakya’dan) abluka altına almışlardır. Türklerin Rumeli’ye geçişlerini Türk ve Osmanlı tarihçileri “son ve kesin” bir harekât olarak benimserler. Bölgeye yerleşen ve burayı terk etmeyen Türkler kuzeyden Polonya ve batıdan Viyana, Atlas Okyanusu’nun Fas kıyıları, güneyden Habeşistan, doğudan Hint Okyanusu’na kadar uzanan bir imparatorluğun kurucuları olmuşlardır.

Anadolu Selçuklu Türklerinin Moğollarla siyasi çatışmaya girmesi ve 1243 Kösedağ savaşı ile dağılan Anadolu siyasi birliği bir çok beyliğin kurulması ile uzun yıllar sağlanamamıştır. İşte bu beyliklerden biri ve en küçüğü olan Osmanlı Beyliği uzun bir uğraşı sonucu hem siyasi birliği sağlayacak hem de büyüyerek bir cihan imparatorluğu niteliği kazanacaktır.

Batı Anadolu’da kurulan beylikler içinde küçük bir toprak parçasına sahip, az nüfuslu, belki de “uçbeyi” olma özelliği ile en önemlisi olan, 1299’da Söğüt kasabasında kurulan Osmanlı Beyliği’dir. Beylik kısa süre içinde büyümüş ve sürekli fetihler yaparak çevresindeki şehir, kasaba ve köyleri zapt ederek sınırlarını genişletmiş, Bizans İmparatorluğu’nun en büyük tehlikesi haline gelmiştir. Bunların yanında bu küçük beylik Orhan Gazi döneminde Sırp ve Venedikliler üzerinde de etkili olmuş, Bizans’ın isteği üzerine onların koruyuculuğunu dahi üstlenmiştir.

Osmanlı Beyliği bir taraftan devlet örgütlenmesini güçlendirirken, diğer taraftan batıya yönelik fetih siyasetini sürdürmüş, kesin olarak Rumeli’ye geçişi 1356’da gerçekleştirmiştir. Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa ve 39 arkadaşı Gelibolu yarım adasına sallarla çıkmış, Trakya’daki fetihlere başlamış ve önemli başarılar kazanmışlardır. Süleyman Paşa ve arkadaşları öncelikle “Çimenlihisar” kalesini ele geçirmişlerdir. Limandaki sandalları Anadolu yakasına göndererek Çanakkale’den Osmanlı güçlerinin Rumeli yakasına geçmelerini sağlamışlardır. 3 – 5 gün zarfında Trakya topraklarında 3000 Osmanlı muhafızının geçmiş olduğu görülmüştür.

Osmanlı Türkleri Rumeli’deki fetihlerine önce Şarköy, Keşan, Malkara kasabalarını ele geçirerek başladı. Daha sonra Çorlu ve Büyükkarıştıran ele geçirildi bundan sonra Bizans İmparatorluğu’nun önemli merkezlerinden bir olan Lüleburgaz’a sıra gelmişti. Süleyman Paşa 1357’de Çimenlihisar kalesini aldıktan yaklaşık 1 yıl sonra 1357’de Lüleburgaz ilk kez Türkler tarafından fethedildi.

Şehrin adı 1357’de fethedilinceye kadar olan dönemde “Arkadiupolis” (Arkadius’un Şehri) fakat fetihten sonra Türkler tarafından “Bergos” adı verildi.

1359 yılında Süleyman Paşa’nın ölümü ile Padişah Orhan Gazi uzun süre yaşamadı. Oğlunun ölümünden etkilenen sultan 1360 yılında yaşamını yitirdi. Osmanlı tahtına I. Murad geçti. Ancak Orhan Gazi’nin ölümü ülke içinde bazı karışıklıklara neden oldu. Bu durumdan yararlanan Bizans İmparatorluğu kaybettiği Trakya topraklarını geri almak için Osmanlı Devleti’ne saldırdı. Tekirdağ, Keşan, Malkara, Çorlu ve Lüleburgaz kalesini de zapt ederek, bu yerleşim yerlerini geri almayı başardı. I. Murad, Bizans’ın bu girişimleri sırasında Anadolu’daki bazı Türkmen beyliklerinin ayaklanmalarını bastırmakla meşgul idi.

Padişah isyanları bastırıp Trakya’ya geçmiş, Lala Şahin Paşa’yı Beylerbeyliğine atamış ve Rumeli kuvvetlerinin de başına getirip kaybedilen toprakları tekrardan Osmanlı ülkesine katma planı yapmıştı.

YARIN: OSMANLI’NIN LÜLEBURGAZ’I FETHİ

Bu haber 506 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter