11 Aralık 2018 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 6°C
Çok Bulutlu
HABER DETAYI
İLK ÇAĞ’DA LÜLEBURGAZ!
*Lüleburgaz, Trakya Satraplığı’na bağlı bir şehirdi *Lüleburgaz halkının ilk bilinenleri Ergene vadisinde oturan Trak Boylarından ‘Madiatenler’ * Heredot ;“Trakları, Hintlilerden sonra dünyanın en büyük kavmi” diye nitelendirmektedir… * MÖ 359’da Lüleburgaz’da Makedon egemenliği başlamış oldu…
Lüleburgaz # 05 Aralık 2018 Çarşamba 07:35

Hazırlayan: Araştırmacı/Tarih Öğretmeni Ali ARSLAN

Lüleburgaz’ın ve genel olarak Trakya’nın tarih öncesi dönemlerini aydınlatacak bilgilerin azlığı dikkat çekici bir husustur. Bunun nedeni de bölgenin 6000 yıllık süreç içinde bir çok işgal görmesiyle ilgili olabilir.

Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün direktifleriyle Prof. Dr. Arif Müfit Mansel’in kazıları sonucu bölgenin şehir ve kasabalarının tarihine yönelik ipuçları bulunmuş, bu bilgiler ışığında Trakya Kültürünün Balkan ve Ege kültürleriyle birlikte gelişme gösterdiği ve bu kültürlerin birbirleriyle ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Lüleburgaz’ın tarih öncesi ve tarihi dönemleri incelendiğinde; kasaba ancak ‘Trakya’ tarihi içinde araştırılabilir.

Lüleburgaz şehrinin içinde bulunduğu Doğu Trakya topraklarına tarih öncesi çağlardan başlayıp, Anadolu’dan Tuna boylarından, Güney Rusya’dan Basarabya’dan gelerek pek çok boy ve kavim yerleşmiştir. Bu yerleşimcilere ‘Trak Kabileleri’, ‘Trak Boyları’ denmiştir.

MÖ 2000’li yıllarda Balkan yarımadasının Trakya Bölgesinde yaşam sürdüren Trak Boyları kuzey batıdan gelen İlliryalı’ların baskıları sonucu göç etmek zorunda kalmış, büyük dalgalar halinde Anadolu’ya göç etmiş ve bazı Trak Kabileleri de Trakya’da kalarak bu toprakları sürekli yerleşim yeri olarak seçmişlerdir. Lüleburgaz’ın da içinde olduğu bu topraklarda Trak Kavimlerinin egemenliği MÖ VI YY.’dan itibaren el değiştirmeye başlamıştır.

Trakya topraklarında yaşayan Trak Boyları monarşik sistemle Trak Krallarınca yönetilmiştir.

Heredot ;“Trakları, Hintlilerden sonra dünyanın en büyük kavmi” diye nitelendirmektedir.

Kabileler halinde binlerce yıl benliklerini koruyan Traklar bazen federal monarşik bir yapıya bürünmüşler, bazen de devlet kurmakta zorlanmışlardır. Prof. Dr. Arif Müfit Mansel’e göre; ‘Trak Boylarından Madiatenler Ergene vadisinde oturan Trak Boyları olup Lüleburgaz halkının ilk bilinenleridir’

MÖ 4000’lerde nakışlı keramik kültürlerinin örneklerine Asya ülkelerinde, Avrupa’da Tuna boylarında, Trakya, Makedonya ve Yunanistan’da rastlanmaktadır.

Bu da MÖ 4000’lerde Trakların varlığını kanıtlayıcı bir niteliktir. MÖ 3000’li yıllarda Anadolu-Trakya arsındaki göçlerin ve işgallerin yaşandığı elde edilen taş kültürlerinden görülmektedir.

MÖ 2000’li yıllarda Trakların Doğu Avrupa’da dahi geniş alanlara yayıldıkları, Balkan Yarımadası’nda egemenlik kurdukları yazılmaktadır.

MÖ 1200 yıllarında Trakya güçlü bir göç dalgasıyla karşılaşmış büyük bir kavimler kaynaşması olmuştur. Bu göçlerde Friglerin batı – doğu muhacir göçleri Anadolu’yu da etkilemiş hatta Hitit Devletinin yıkılmasında etki yapmıştır. Bu kaynaşma egemenlikleri de etkilemiş Trak kralları halklarını yönetirken oldukça zorlanmışlar, halk da yüzlerce yıl bu karışıklıklardan büyük zarar görmüş, acı çekmiştir.

LÜLEBURGAZ GELİBOLU TİRANLIĞI’NIN EGEMENLİĞİNDE YAŞADI!

Lüleburgaz’ın içinde bulunduğu Trakya toprakları 8 YY.’dan itibaren Yunan egemenliğinin tesirine girmeye başlamıştır.

MÖ 6 YY’da Atina büyük bir süre kargaşa ortamına girmiş, bu durumdan yararlanarak Atina’daki siyasi otoriteyi ve Tiranlığı ele geçirmek isteyen Yunanlı Peisistratos başarılı olamayınca Trakya’ya geçmiş (MÖ 558) bu bölgede Struma Irmağı yakınındaki altın madenini ele geçirip zenginleşmiş, büyük bir ordu kurarak Atina’da Tiranlığı ele geçirmiştir. (MÖ 546) Daha sonraki zamanlarda Doğu Trakya’da anlaşmalar yapıp, dostluklar kurarak Trakya topraklarında üsler elde etmiştir. Atina’nın egemenliğini MÖ 513 yılına yani Pers egemenliğine kadar sürdürdü. Lüleburgaz bu tarihlerde Atina krallığına bağlı Gelibolu Tiranlığı’nın egemenliğinde yaşadı.

MÖ 6 YY’dan itibaren Anadolu’ya giren Persler, Lidya krallığını yıkmış, Ege kıyılarındaki şehir devletlerini ele geçirmiş, İstanbul boğazından Doğu Trakya’ya geçerek MÖ 513 yılında bugünkü Vize, Pınarhisar, Kırklareli yolunu izleyerek Tuna’ya kadar olan bölgenin Batı Karadeniz ve Trakya kesimlerini istila ettiler.

Pers Kralı Dareios’un bu topraklarda kurduğu egemenlik, bölgedeki Yunan Ticaret Kolonilerinin ekonomilerini etkiledi. Pers-Yunan çatışmaları yaşanmaya başladı. MÖ 492 yılında Pers komutanlarından Mardonius’un seferi Perslerin Trakya’daki egemenliğini güçlendirdi ve Lüleburgaz bu siyasi otoritenin içinde kaldı.

MÖ 480’de Pers kralı l. Kserkses Yunanistan seferine çıkarak, Çanakkale Boğazı’ndan geçip Trakya’ya girmiş, Batı Trakya’daki Yunanlılarla savaşmış ve Trak halkı da bu savaşa katılmak zorunda kalmış, büyük sıkıntılar ve yokluklar yaşamıştır.

Pers -Yunan çatışması sırasında Doğu Trakya’daki Odris Boyları ve Oymakları bu siyasi ve askeri ortamdan faydalanarak birleşip küçük bir devlet kurmuşlardır. En güçlü Trak Boylarından biri olan Odrisler önder olarak başlarına “Teres”i geçirdiler.

Kurulan Odris Devleti federal bir görünümde idi. Oymak Başkanları devlete asker vermekle yükümlüydüler. Oymaklar arası ilişkiler, birlik ve beraberlik başkanlar tarafından yürütülüyordu, bu federatif devlet; egemenliği altındaki her boydan her şehirden vergi topluyor, siyasi ve askeri olarak güç kazanıyordu.

Odris Kralı Teres’ten sonra yerine geçen oğlu Sitalkes, Atina Tiranlığı ile olan dostluklarını geliştirdi.  Odris Devleti bölgede güç kazandı. Lüleburgaz şehri bu güce destek verdi ve bu egemenliğin içinde Makedon Krallığı’na kadar kalmayı başardı.

Ksenofon’un “Arabasis” adlı eserinde bu döneme ait çarpıcı ve ayrıntılı bilgiler verilmektedir.

LÜLEBURGAZ, TRAKYA SATRAPLIĞINA BAĞLI BİR ŞEHİRDİ

Kral Sitalkes’ten sonra iktidarda bulunan Sevtes, Odris devletinin sınırlarını korumasını bilerek paralı Yunan askerleri ile birlikte Pers Komutanı Medekos’a savaş açarak başarı kazandı. Marmara Bölgesini ele geçirerek Odrislerin en güçlü kralı haline geldi. Kısa süre sonra bu federatif yapı ikiye, daha sonra üçe ayrıldı. (MÖ 359) Doğu Trakya’da ve Marmara Bölgesindeki bu zayıf siyasi otorite Makedonya kralı II. Filip’in saldırılarıyla yıkıldı. Böylece Lüleburgaz şehrindeki Odris egemenliği sona ermiş, kentte Makedon egemenliği başlamış oldu.

II. Filip’in Doğu Trakya’daki egemenliğini oğlu Büyük İskender de sürdürdü. Trakya "satraplıkla” yönetildi. İskender, Perslerden gelen bu siyasal yapıyı değiştirmedi. Satraplar; Kralların koruyuculuğunu yapan, vergi toplayan, yargı makamını oluşturan soylulardan seçilen bölge valileriydi.

Lüleburgaz, Trakya Satraplığına bağlı bir şehirdi. Büyük İskender’in ölümünden sonra ülkede karışıklıklar yaşandı. Ülkedeki birlik dağıldı. Trakya Satrabı Lizimakhos, Babil Satrabı Selevkos ve Mısır Satrabı Ptolemaios yeni bir federatif birlik kurmuşlarsa bile, Anadolu’daki Antigonos’a karşı yaptıkları savaşları kazanamayıp birliği sürdüremediler.

Bu birliğin kurucularından olan Babil Satrabı Selevkos kendi başına Selökid Devletini kurarken, Büyük İskender dönemi komutanlarından Kasandros, Trakya Krallığını ele geçirdi. Bir bölüm Trakya toprakları Lizimakhos’un elinde kaldı.

Trakya Satrabı Lizimakhos, Epir Kralı (Kuzey Yunanistan) ile anlaşmalar yaptı. Özellikle Anadolu’da tekrar güçlenmek isteyen Antigonos’un oğlu Demetrios yenilgiye uğratıldı. Trakya Satrabı Lizimakhos oldukça güçlendi ancak halkın çok sevdiği oğlunu öldürtünce halk ayaklandı, ülke içinde karışıklık çıktı, bu siyasi ortamdan yararlanan eski birlik üyesi Selevkos Trakya topraklarına egemen oldu. Bu egemenlik kısa sürdü. MÖ 280 yılında Mısır’da egemenliği ele geçiren Ptolemaios Kraunos Trakya topraklarına saldırarak Selevkos’u öldürdü ve bölgeye egemen oldu. Böylece Trakya toprakları ve Lüleburgaz II. Filip ve Büyük İskender’in komutanlarından sonra Mısır’daki Ligos Ptolemaios hanedanının otoritesine girdi.

Trakya MÖ 280 yıllarından itibaren Orta Avrupa’dan gelen Galat saldırılarına maruz kaldı.

Galat akınları Makedonya’daki Trakya egemenliğini olumsuz yönde etkiledi. Marmara’nın güney bölgesindeki Bitimya egemenliği ile Galat çatışmaları başladı. Bu çatışmalar Trakya topraklarında sürdü. Bitimyalılar Trak soyundan gelmekte olup Trakya ve Boğazlar çevresinde etkili bir siyasi güçleri vardı. Bitimyalılar bölgeye Romalıların hoş görüsüyle egemen olmuşlar ve Trakya Galatlarını siyasi otoritelerine almışlardır.

MÖ 200’lü yıllarda Trakya da egemen olan Bitimyalılar Roma, K.Karadeniz Pontos Krallığı, Bergama Krallığı güçleri ile çatışabilir bir noktada idiler. Özellikle Roma İmparatorluğu’nun yayılmacı siyaseti Trakya topraklarını ve Bitimyalıları zorda bırakabilirdi.

Roma imparatorluğunun yayılmacı siyasetinin en önemli hedeflerinden biri Anadoluydu. Bu amaç Bitimya – Roma ilişkilerinde ve Roma – Pontos savaşıyla kesin olarak ortaya çıktı. Trakya topraklarının Bitimya Kralı III. Nikomedes, Roma İmparatorluğuna sığınarak Roma’nın egemenliğini kabul etti. Roma ordusu MÖ 85’te Trakya topraklarını istila etti. Trakya’da Lüleburgaz’ın da içinde bulunduğu şehirler yağmalandı. Bu kargaşa 10 yıla yakın sürdü ve Romalılar MÖ 74 yılında Trakya’nın tüm topraklarına egemen olup bölgeye yerleştiler. Lüleburgaz’da Roma egemenliğinde Trakya eyaletinin bir kasabası olarak yönetilmeye başlandı.

Roma’nın Trakya’daki egemenliği MÖ 30’lu yıllarda Tuna boylarındaki “Bastarnalar”ın hareketlenmeleri ve güneye doğru sarkmalarıyla bölge bir takım çatışmalara sahne oldu. Roma bu çatışmaların ardından bölgede kanlı bir otorite sağlandıktan sonra, Lüleburgaz’ın içinde olduğu Doğu Trakya’yı MÖ 27’de Roma yanlısı Kotis adlı yerel bir prense vasal krallık olarak bıraktı. Ancak köle imparatorluğu düzenindeki Roma da iç isyanların artması sonucunda MÖ 46 yılında Trakya Eyalet durumuna getirildi.

Roma yayılmacı politikası doğuya doğru ilerlerken, Trakya toprakları da Roma İmparatorluğunun doğu bölgesindeydi. Roma egemenliği 100 – 150 yıllık bir süreçte Trakya topraklarında sakin geçti ancak MS 369 yılında Trakya toprakları ilk kes barbar istilasına uğradığında bu sorunsuz sürecin bozulduğunu görüyoruz.

MS 369’da Roma İmparatoru Valens döneminde, Got akıncılar Trakya’ya saldırmaya başladı. Roma askeri güçlerini Trakya topraklarına yönelterek Gotların saldırılarını durdurmaya çalıştı ancak başarılı olamadı. MS 378 de Gotlar Roma İmparatorluğunun ordusunu bozguna uğratarak Edirne, Kırklareli ve Lüleburgaz bölgesini istila ettiler. MS 379 da İmparator Theodosius, Gotlara Kuzey Trakya’da özerklik tanımak zorunda kaldı.

Orduya Got ve Germen süvariler aldılar daha sonraları da komutanlıkların Germenlerin eline geçmesiyle askerlere ödenen ücretler Roma’ya büyük yük getirdi. Bürokratlar maaş alamaz oldular, rüşvet ve soygun yaygınlaştı, sosyal yapıdaki değişiklikler karışıklıklara neden oldu. Böylece barbar kavimlerin etkileri Roma İmparatorluğunun Theodosius döneminde MS 395 te ikiye ayrılmasına yol açtı. İmparator Trakya’yı merkezi Selanik’te olan İllirya Valiliğine bağladı.(1)

YARIN: ORTA ÇAĞ’DA LÜLEBURGAZ

Bu haber 741 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter