20 Eylül 2018 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 12°C
Açık
HABER DETAYI
İSTEMİYORUZ!
Trakya Kent Konseyleri Birliği ve Trakya Platformu'na üye katılımcılar, İğneada'ya kurulması planlanan nükleer santrali protesto etti.
Kırklareli # 17 Kasım 2015 Salı 07:00

İğneada  girişinde toplanan grup, ''Nükleer santral istemiyoruz, çocuklarımızın ölmesine izin vermeyeceğiz'' şeklinde sloganlar atarak, ellerinde "Nükleere hayır, nükleer ve termik santral ölüm getirir" yazılı pankart ve dövizlerle merkeze yürüdü.

 

15 Kasım  Pazar günü Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri  Birliği tarafından düzenlenen basın açıklamasına, Trakya’da faaliyet gösteren çok  sayıda STK yanında aralarında  İstanbul Barosu'ndan avukatların da bulunduğu yaklaşık 2 bin kişi katıldı.

 

NÜKLEER GÖÇ YAŞANACAK

Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji enstitüsünde 25 yıl  radyoterapi teknikeri olarak çalışan ve emekli olunca doğduğu topraklara dönen Dilek Özcan San, Nükleer Göç' e dikkat çekti.

Nükleer Santral’in   inşa kararıyla birlikte santralin 45 km çevresinin yasak bölge ilan edileceğini  belirten  Dilek Özcan San, "Bu da  Beğendik ve Limanköy'ün iskan ve  tahliyesi demek. olacak. Yani dedeleri babaları balkan savaşında balkan ülkelerinden Limanköy’e  Beğendik’e göç eden yöre halkı bu sefer ‘nükleer göç’ yaşayacak!" dedi.

 

 

Dilek Özcan San şunları söyledi: 

 

 “İğneada’da doğup büyüdüm.   Türkiye’nin en önemli tabiat parkı Longoz’un bulunduğu İğneada yıllardır büyük bir baskı altında.  Bu çevre ihlallerinin  neler olduğunu sizlere bir kere daha buradan  hatırlatmak istiyorum;

İSKİ tarafından planlanan Rezve deresinden İstanbul’a çekilecek su boru hattı,

Beğendik Termik santrali,

Çimento Fabrikasının  inşa edeceği İğneada Balıkçı Limanı bitişiğine   çimento limanı projesi  Trakya’ya’nın doğal hayatına, Istranca Dağlarının sürdürebilirliğine ve en önemlisi Longoz Milli Park’ına yıkım getirecek. Bu projelere karşı büyük bir mücadele verdik ve durdurduk.  Bu projeler  yöre halkı Türkiye ve özellikle  Trakya bölgesinin  sivil toplum örgütleri, sivil aktvist ve çevre gönüllülerinin desteğiyle durduruldu. Şimdi de karşımızda  İğneada  Nükleer santral’i var.

Şimdi ve burada  O’na da ‘dur’ diyoruz!

Nükleer Santral’in   inşa kararıyla birlikte santralin 45 km çevresi yasak bölge ilan edilecek. Bu da  Beğendik ve Limanköy ün iskan ve  tahliyesi demek olacak.

Yani dedeleri babaları balkan savaşında balkan ülkelerinden Limanköy’e  Beğendik’e göç eden yöre halkı bu sefer ‘nükleer göç’ yaşayacak! Yöre halkı barındığı evden ekmeğini kazandığı bahçesinden, tarlasından merasından, arılarından, denizinden koparılıp ortalığa saçılacak.

Doğanın bir parçası olmuş, bağınla bahçesiyle ineği, mandası, koyunuyla, arısıyla ya da balıkçılık yaparak kıt kanaat ama özgürce yaşayan bu insanların geleceği kararacak. Göçle karşıkarşıya kalan yöre halkı kadınıyla erkeğiyle çocuğuyla karanlık bir geleceğe mahkum edilecek."

NÜKLEER KANSER YAPAR!

Trakya Platformu Bilim Kurulu Üyesi Prof Dr. Muzaffer Eskiocak ise radyasyonun denetlenemez olduğuna vurgu yaparak radyasyonun kanser yaptığını söyledi.

Muzaffer Eskiocak, "Radyasyon Uluslararası Kanser Ajansı verilerine göre insanlarda kanser yaptığı kesinleşmiş bir etkendir. İyonize radyasyonun çeşitli ve çok sayıda biyolojik etkileri bulunmaktadır.

Beş duyumuz ile algılayamadığımız için kaçınamadığımız ve kendimizi koruma refleksi geliştiremediğimiz için (gözle görülmeyen, kulağımızla duyulmayan, titreşim, ısı veya sarsıntı yapmayan, kokmayan ve dokunmayla anlaşılamayan) gözlemlenemeyen; etkisi başladıktan sonra bugün ki ve gelecek nesillerde etkisi devam ettiği için denetlenemeyen bir risk olan radyasyonu yalnızca kaza, sızıntı anından itibaren değil, işletmeye başladıktan sonra –ekonomik ömrünü tamamlayıp kapatıldıktan sonra bile- sonsuza dek yayacak. Nükleer santrali istemiyoruz!" dedi.

RADYASYON ALGILANAMAZ VE DENETLENEMEZ!

Muzaffer Eskiocak şöyle devam etti:

"Nükleer santral kazaları ve atıkları kaynaklı radyasyon, gözlemlenemez olduğu için etkisi geç anlaşılan ve insanlık ve bilim tarihi bakımından yeni; bu nedenle bilimin ve risk altındaki toplum çoğunluğunun yeterince bilmediği riskler grubunda; denetlenemediği için de korkutucu, dünya çapında felaket yapıcı; sonuçları öldürücü, gelecek kuşaklar için çok tehlikeli; kolayca azaltılamayan ve miktarı giderek artan; gönüllü hizmetin olmadığı ve yürürlükteki yasalara uygun olmayan riskler grubundadır.

Riskin en büyüğü atıkların yönetimi ile ilgilidir. Ne yazık ki, bazılarının yarısının yok olması için 210 000 (iki yüz on bin) (teknetyum) ila 15,8 milyon (onbeş milyon sekizyüz bin) (iyot-129) yıl gereken radyasyonlu atıkları tehlikesiz olarak yöneten bir teknoloji henüz geliştirilememiştir.

NÜKLEER SANTRAL GÜVENLİ DEĞİLDİR

Ağustos 2010 verileriyle dünya üzerinde halen çalışmakta olan 440 atom santrali ünitesinden (reaktör) herhangi birisinde 2,27-22,7 yılda, ortalama 12,5 yılda bir Çernobil ya da Fukuşima gibi nükleer kaza olasılığı var demektir. Ülkemize yapılan her nükleer santral ünitesi, toplam satılan bilet sayısı 440 olan bu felaket piyangosundan alınan bir bilettir ve bu bilete reaktörün 25 yıllık ortalama ekonomik ömrü içinde iki kez büyük felaket ikramiyesi çıkabilir.

DOĞAMIZ TEHDİT ALTINDADIR!

Denizimiz, Trakya’nın ve İstanbul’un yaşam pınarı Istranca Dağları, suları, havası, toprağı, bitki örtüsü, kuşu, kurdu, börtü, böceği, Dünya’da sayılı subasar ormanları, endemik türleri, kültürel çevremiz, antik mirasımız tehdit altındadır. Nükleer santral bölgedeki ekosisteme geridönüşsüz zararlar verecektir.

MİLYONLARCA İNSAN TEHDİT ALTINDADIR!

Çevre Mühendisleri Odasının yapmış olduğu radyasyonlu parçacık dağılımı modelleme çalışmasında İğneada’da yapılması planlanan nükleer santralde bir kaza olması durumunda İstanbul’un yanı sıra, Trakya’nı tamamı ile Kuzey Ege’nin büyük tehdit altında kalacağı, ayrıca Marmara, Batı Karadeniz, Kıyı Ege ve Kıyı Akdeniz de oluşacak radyasyon bulutundan etkilenecektir.  “ 

 

 

YAŞAM HAKKINA SAHİP ÇIKIYORUZ

 

 

Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi Av. Bülent Kaçar  ise  Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği'nin devletin, şirketlerin, hatta zaman zaman yerel yönetimlerin saygı göstermediği  yaşam hakkına sahip çıktığını belirterek, "Çin, Japonya ve Diğer ülkelerle imzalandığı dile getirilen anlaşma yasal  değildir. Bütünleşik kıyı planları ve yer raporu yoktur.

İğneada Nükleer süreci hukuksuzdur. " dedi.

İğneada'ya nükleer santral kurulmasının bölge planlarına aykırı olduğunu belirten Kaçar şöyle devam etti:

"Bu zihniyette önce sermaye ve yatırım,  hukuk ve doğa kalırsa sonradan geliyor.  Şu anda yaşanan budur.

Bölge planlarına aykırıdır. Kırklareli Çevre düzeni planlarına aykırıdır. Planlarda bu bölge enerji üretim alanı değildir. Siyasi iktidar kendi planlarına aykırı davranmaktadır.

İğneada’ya kurulması planlanan Nükleer Santral Milli Parklar mevzuatına aykırıdır. Orman Kanununa aykırıdır.

Istrancalarda doğanın korunmasına yönelik milyon dolarlık projeler yapılmıştır.  Bizim topraklarımızı bize rağmen kimse planlayamaz, yıkım projelerini dayatamaz

İktidarı ve muhalefetiyle yaşamı savunmayanları , etkin bir şekilde takip etmeliyiz. 

LAFLA DEĞİL BİLİM VE HUKUKLA SAVUNMA

 

Trakya 'nın lafla değil, bilim ve hukukla savunması gerektiğini belirten Kaçar şunları söyledi:

"Bizi savunduğunu söyleyenler, hangi süreci engellemiş. ? Bu güne kadar Ergene ve Trakya platformları kadar  kim mücadele etti.?

Dünyada ilk kez Türkiye başka bir ülkeye kendi topraklarında kendisine ait olmayan bir nükleer santral kurma izni vermiştir. Bu Türkiye’nin bağımsızlığına aykırıdır. Hep denir ya neden vatanın cennet köşelerine bu projeler yapılır. Çünkü buradaki amaç ücretsiz toprak tahsisi olduğu gibi ki bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından taahhüt edilmektedir. Binlerce dönüm alan Akkuyu’da Ruslara bedava tahsis edilmiştir. İğneada’da yapılacak olan budur. Bedava deniz suyu kullanılırken soğutmada kullanılan su artı 2 derece olarak denizlerimize verilecek. Bizim doğamız mahvedilecek.

Trakya'yı savunmak sadece Trakya Platformu ve Trakya Kent konseyleri Birliğine bırakılamaz. Herkes taşın altına elini koymalı, bir değil on adım öne çıkmalıdır.”

 

Trakya Kent Konseyleri Birliği adına söz alan Kırklareli Kent Konseyi Başkanı Seyfi Meriç,  yaşam alanlarımızı korumak için her platformda mücadele edeceklerini söyledi.

Meriç, " Trakya’nın her köşesinden, İstanbul’dan  katılım sağlayan, yaşamı savunan ve destek için burada olan herkese çok teşekkür ediyoruz” dedi.  Basın açıklamasının ardından gelen katılımcılar  Mert ve Erikli longozuna düşen sonbaharın renklerini  görüntülediler.

Öte yandan, grupla nükleer santral isteyen belde sakinleri arasında sözlü tartışma çıktı. Belde sakinlerinden birinin balta göstermesi üzerine büyüyen tartışma, jandarma ekiplerinin müdahalesiyle sona erdi.

Bu haber 1460 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter
xx