Haber Yayın Tarihi : 11 Mar 2010
Devlet’in de canı var. Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken böyle düşünmüştüm. ** Hocalar, Devlet’i bir organizma olarak düşünmemiz gerektiğini söylüyorlardı. O’nun da başı ağrıyabilirdi. Hasta olabilirdi. Kan kaybedebilirdi. İçine giren virüsü atmaya çalışmak zorunda kalabilirdi. Hatta Devlet meşru müdafaa, yani yasal savunma içinde de bulunabilirdi. ** Demek ki, beş kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu böyle olmuştu. Önce umarsız bir hastalığa yakalandı. Sonunda öldü. ** Yerine Atatürk’ün Laik Cumhuriyet’i kuruldu. Çocukluk devresini çabuk geçirdi. Genç bir aydın ülke olarak Dünya Coğrafyası içinde yerini aldı. Miras bırakanından kalan borçları ödedi önce. Ardından Anayurdu dört baştan demir ağlarla ördü. Tüm çağdaş atılımları gerçekleştirdi. Okumasız yazmasız halkını Halkevleri ile, Köy Enstitüleri ile eğitti. Bugün kimsenin azımsayamayacağı birikim o yılların ürünüdür. ** Sonra bu kurumlar ortadan kaldırıldı. Halk çocukları dinsel ağırlıklı okullara yönlendirildi. Gizlice hurafeleri, çağ dışılığı öğreten yasa dışı kurslar açıldı. Sağ siyasetler bunlara göz yumdu. Bu hareketleri kullandı. Kontrolü altında tutmaya çalıştı. Ne yazıktır ki, bu ödünleri alanlar palazlandılar. Kendileri açıkça siyasette yer aldılar. İlerleyen süreçte başardılar. Şimdi orta sağ siyasete gerek duymadan kendileri egemen oldular. Erki ellerine geçirdiler. ** Osmanlı’nın iyi yanları da vardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin başarısında bunların da payı var. Ama kötü yanları da miras olarak hep kaldı. ** Türkiye Cumhuriyeti gelişti, olgunlaştı. Yetişmiş insan gücü azımsanamaz. Elde ettiği çok önemli başarılar da var. Yalnız, çok önemli bir coğrafyada yer alması, büyük bir güç olmasının emperyalizm tarafından asla öngörülmemesi nedeniyle, layık olduğu yere gelemiyor. Sürekli olarak başına belalar getiriliyor. Ermeni Soykırımı iddiaları, ayrılıkçı terör sadece bunlardan bir kısmıdır. ** Laik Cumhuriyet şu anda hastadır. Son zamanlarda Devlet’in canı yanıyor. Osmanlı kendi sonunu hazırlayan virüsü bize miras olarak bıraktı. Hastalığın tedavisini aydınlık güçler, her şeyin en iyisini hak eden halkımız gerçekleştirebilir. Bize düşen görev, virüsü halkımıza iyi anlatmaktan geçer. |