10 Mart 2010 Çarşamba | Sık Kullanılanlara Ekle | Anasayfam Yap  
Anasayfa
Lüleburgaz
Kırklareli
Tekirdağ
Edirne
Spor
Haber Arşiv
İletişim
Künye
VUR BURGAZLI’YA
Tüm okurlarımıza 26 Ocak 2010 tarihinde armağan olarak verdiğimiz Atatürk Takvim’i nedeniyle zabıt tutan Lüleburgaz Belediyesi, gazetemize 143 TL ceza keserken, her takvim için de 25 kuruş harç tahakkuk ettirdi…
Gazetemizin kurucusu ve hukuk danışmanı Av. Mesut Sarıoğlu cezaya itirazın Pazartesi günü yapılacağını, bu haksız ve yasal dayanaktan yoksun cezanın iptal edileceğine inandığını belirtti…
Sarıoğlu, “Cezanın ‘itaatsizlik’ nedeniyle verildiğini söyleyen başkanın son meclis toplantısında gazetemizi ‘yandaş medya’ olarak tanımlaması ile birleştirildiğinde ‘kasıtlı’ bir ceza ile karşı karşıya kaldığımız açık olarak ortaya çıkıyor” dedi…
Hemen her gün evlerin, iş yerlerinin kapısının altından atılan büyük marketlere ait el ilanlarının kaçının vergiye tabii tutulduğunu, kaçının mühürlü olduğunun açıklanmasını isteyen Sarıoğlu, “Onu gördüm, onu dövdüm, diye bir yönetim biçimi olamaz. Yasal yollardan hakkımızı ararken bir yandan da kasabadaki eşitsiz uygulamaları okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu…
Haber Yayın Tarihi : 8 Feb 2010

Ertan BAYER
Tüm okurlarımıza 26 Ocak 2010 tarihinde armağan olarak verdiğimiz Atatürk Takvim’i nedeniyle zabıt tutan Lüleburgaz Belediyesi, gazetemize 143 TL ceza keserken, her takvim için de 25 kuruş harç tahakkuk ettirdi. Gazetemizin kurucusu ve hukuk danışmanı Av. Mesut Sarıoğlu cezaya itirazın Pazartesi günü yapılacağını, bu haksız ve yasal dayanaktan yoksun cezanın iptal edileceğine inandığını belirtti. Sarıoğlu, “Cezanın ‘itaatsizlik’ nedeniyle verildiğini söyleyen başkanın son meclis toplantısında gazetemizi ‘yandaş medya’ olarak tanımlaması ile birleştirildiğinde ‘kasıtlı’ bir ceza ile karşı karşıya kaldığımız açık olarak ortaya çıkıyor” dedi. Hemen her gün evlerin, iş yerlerin kapısının altından atılan büyük marketlere ait el ilanlarının kaçının vergiye tabii tutulduğunu, kaçının mühürlü olduğunun açıklanmasını isteyen Sarıoğlu, “Onu gördüm, onu dövdüm, diye bir yönetim biçimi olamaz. Yasal yollardan hakkımızı ararken bir yandan da kasabadaki eşitsiz uygulamaları okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Kamuoyunca dikkatle izlenen takvim krizinde belediye encümeni toplanarak ‘Atatürk Takvimi’ dağıtmanın cezasının 143 TL olduğuna hükmetti. Hürriyet gazetesi köşe yazarı Yalçın Bayer’e bir açıklama gönderen Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak cezanın ‘Belediyeye itaatsizlik’ten dolayı kesildiğini belirtti. Halebak’ın açıklamasında şöyle dedi;
“Yerel Görünüm gazetesinin dağıttığı Atatürk takviminin arkasında reklam bulunduğu için Belediye Gelirler Kanunu’nu gereğince ilan-reklam harcını ödemediği için gazeteye tutanak tutulmuş, 143 lira ceza kesilmiştir. Ayrıca gazeteden her dağıttığı takvim başına 25 kuruş harç alınacaktır. Ortada belediyeye itaatsizlik vardır; yasalara aykırı davranma nedeniyle işlem yapılmıştır. Gazeteyi Atatürk’ün takviminin arkasına böyle bir ilan koydukları için kendilerini kınıyorum.”
Cezanın gerekçesini belediyeye ‘itaatsizlik’ olarak açıklayan Halebak, son belediye meclis toplantısında da gazetemizi ‘yandaş medya’ olarak niteledi. Lüleburgaz’da bu cezanın ilk kez Atatürk Takvimi için uygulandığını açıklayan Halebak; “İlk kez bunu yakaladık ceza verdik” diyerek kamu ciddiyeti ile bağdaşmayan bir yönetim anlayışına sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu .
Cezaya itiraz ediyoruz
Belediye Encümeni tarafından Gelirler Yasası’nın 12. maddesine dayanarak kesilen ceza öncesi yaptığımız 14. maddedeki istisna bölümünün dikkate alınması gerektiğine ilişkin itirazımız ise Encümen tarafından dikkate alınmadı. Gazetemizin kurucusu ve hukuk danışmanı Av. Mesut Sarıoğlu cezaya itirazın Pazartesi günü yapılacağını bu haksız ve yasal dayanaktan yoksun cezanın iptal edileceğine inandığını belirtti. Sarıoğlu şunları söyledi;
“Burada önemli olan cezanın miktarı ya da veriliş şeklinden çok yerel yönetim tarafından takınılan tavırdır. Encümen cezanın alt sınırını uygularken harç kısmında ise üst sınırdan hareket etmiş. Bunun gerekçesini anlamak zor. Başkanın Hürriyet’ten Yalçın Bayer’e gönderdiği açıklama ise traji komik bir suçüstü yakalanma hali. Cezanın ‘itaatsizlik’ nedeniyle verildiğini söyleyen başkanın son meclis toplantısında gazetemizi ‘yandaş medya’ olarak tanımlaması ile birleştirildiğinde ‘kasıtlı’ bir ceza ile karşı karşıya kaldığımız açık olarak ortaya çıkıyor. Vatandaşların yerel yönetimin başkanına ‘itaat etmek zorunda’ olduğunu, aksi takdirde bizim gibi cezalandırılacağını söyleyen Halebak’ın demokrasi ve yönetim anlayışı bu söylemleri ile bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Sulardan şikayet edenleri bodrum katlarına taşınmaya, mezarlıktan yakınanları Babaeski’de ölmeye gönderen başkan kendisi gibi düşünmeyenleri de tuhaf cezalarla sindirmeye çalışıyor. Ama tüm okurlarımızın bildiği gibi biz bu cezalar konusunda tecrübeli bir ekibiz. Önümüzdeki günlerde yeni cezaların geleceğinden de şüphemiz yok. Ancak bu durum kasabadaki ahvali okurlarımıza ve kamuoyuna anlatmamıza engel değil. Bizim gazete olarak varlık nedenimiz bu. ‘İtaatsizlik’ yerel yönetimler yasasında karşılığı olmayan bir kavram. Demokrasiyi çoğunluğun temsilcisi olduğunu söyleyen tek yöneticiye itaat olarak kabul eden zihniyetin siyasal düşünceler tarihindeki konulmuş olan adı ise ‘Totalitarizm’dir. Yerel yönetimlere ilişkin düzenlemelerde ‘İtaatsizlik’ diye bir suç olmadığı gibi yerel yönetimlerin insanları suçlu diye tanımlaması da mümkün değildir. Başından sonuna ‘trajikomik’ bir durumla karşı karşıyayız. Ancak burada daha tehlikeli bir durum var. Lüleburgaz’da uluslar arası tekellerin temsilcisi devasa firmalarla rekabet etmek için senede bir takvim ya da el ilanı bastıran küçük esnaf için artık bu kapı da kapanmış oluyor. 10 bin tane el ilanını 500 liraya bastıran esnaf bunları dağıtmak için belediyeye 2 bin 500 TL ödemek zorunda olacak. Bu uygulama küçük esnafı uluslar arası tekellere pataklatmaktan başka bir şey değildir. Hemen her gün evimizin kapısının altından atılan büyük marketlere ait el ilanlarının kaçının vergiye tabii tutulduğunu, kaçının mühürlü olduğunu bir zahmet açıklasınlar da öğrenelim. Bizim elimizde bir bavul dolusu mühürsüz büyük market ilanı var, isterlerse kendilerine veririz. Hatta belediye dergisi poşetlerinden çıkan el ilanları koleksiyonumuzu da kendilerine takdim edebiliriz. Bu yönetim anlayışı ‘yakaladığımı döverim, büyükse arkamı dönerim’ anlayışıdır. Özel şirketlerde böyle yönetim anlayışları kabul görebilir. Ancak kamu kurumlarının yönetim biçimleri yetki ve sorumlulukları yasalarla belirlenmiştir. Kamu görevlileri ‘eşitlik’ ilkesi çerçevesinde görevlerini yürütürler. ‘Onu gördüm, onu dövdüm’ diye bir yönetim biçimi olamaz. Yasal yollardan hakkımızı ararken bir yandan da kasabadaki eşitsiz uygulamaları okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Herkes yasalara saygılı olup görevinin gereğini ‘eşitlik’ ilkesi çerçevesinde gerçekleştirecek. Bizim amacımız kavga etmek değil. Ancak bu uygulama kasabanın esnafının ‘ölüm fermanı’nı imzalamaktır. Buna izin vermeyeceğiz, yaptığımız mücadele kasabanın atardamarı küçük esnafımızın korunması mücadelesidir.”
{no-comments}
HABERE YORUM YAZ