Haber Yayın Tarihi : 7 Nov 2008
Ligin ilk periyodunun son haftasında Lüleburgazspor lider Yalovaspor’u 2-1 yenerek liderlik koltuğuna oturuyordu. İkinci periyot başlamadan önce rahat bir takım havasındaydılar. Rehavet yavaş yavaş kapıya dayanmıştı. İkinci periyodun ilk maçında Fatih Karagümrükspor’a kendi saha ve seyircimiz önünde 1-0 yenilerek fırsat teptik. "İş kazasıdır" dedik. Ancak bu mağlubiyette teknik heyet ve futbolcular yapılan yalan yanlış spekülasyonlardan fazlasıyla nasibini almıştı. Sonrasında Çarşamba günü deplasmanda oynayacağımız Küçükköyspor maçı öncesinde psikolojik gerginlik üst safhada. Lüleburgazspor kafilesi Salı günü saat 17.00’de kulüp binasında toplanarak kamp için İstanbul’a hareket ettiler. Bir grup yeşil kırmızılı taraftar Lüleburgazspor kafilesini yolcu etmeğe geldi. 18 kişilik Küçükköyspor maçı kadrosunda Tolga Küstü yoktu. Sebebini yönetim kurulu veya teknik heyet bilir. Ancak Lüleburgazspor kafilesi daha İstanbul’a varmadan yine Tolga Küstü hakkında bir takım söylentiler konuşulmaya başlandı. Çarşamba günü Lüleburgazspor kafilesi maç için Küçükköy Stadı'na hareket etti. Daha stada varır varmaz kafileyi taşıyan otobüsün sol tarafındaki üç cam taşlardan nasibini alarak tuz buz oldu. Küçükköy Stadı'nda yeşil siyahlı taraftarlar maça iki saat varken yerlerini almışlardı. Amaçları maç öncesinde ortamı germek ve yeşil kırmızılı futbolcuların moralini bozmaktı. Maçın başlamasına 15 dakika varken kapılar kapandı. Ben dahil dışarıda kaldık. O sırada Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz’ı gördüm. O da yanındaki arkadaşıyla birlikte maça girmek istiyordu. Görevli polis memurları kendilerine talimat verildiğini söylerek içeriye seyirci alınmayacağını söyledi. Ben de kendi kendime "Stad doldu herhalde" dedim. Beni Gaziosmanpaşa’dan alıp Küçükköy’e götüren Bayrampaşa Tunaspor Başkanı Türkiye Futbol Federasyonu yetkilisini dışarıya çağırarak kapıyı açtırdı ve maça girdik. Stadta yaklaşık 500 kişi vardı. Lüleburgazspor’u yönetim kurulu olarak yedek kulübesinde Futbol Şube Sorumlusu Raif Çobanoğlu ve Dr. Teoman Durukan temsil ederken, şeref tribününde ise Siyami Aslan ve Solmaz Doğan vardı. Lüleburgazspor’u yalnız bırakmamak için Lüleburgazspor’un eski yöneticisi Hüseyin Peker, Lüleburgazspor’un eski futbolcuları Yasin ve Doğan Çapraz kardeşlerle birlikte ben de vardım. Küçükköyspor taraftarı maçın başından beri Lüleburgazspor Başkanı Siyami Aslan’a ağza alınmayacak hakaretler yağdırarak, toplu bir şekilde kötü tezahüratlar yaptılar. Bir tane Küçükköysporlu bu kötü tezahürata "dur" demedi. Laf olsun diye ayağa kalkıp elleriyle işaretler yaptılar. Maçın bitimine 15 dakika kala Lüleburgazspor Kulübü Başkanı Siyami Aslan stadı terk etti. 90 dakika bittiğinde aklıma şunlar geldi. Lüleburgazspor’un 15 kişilik yönetim kurulu Siyami Aslan’ı Küçükköyspor maçında protokol tribününde neden yalnız bıraktı? "Ben yeşil kırmızılı renkler için ölürüm" diyenler neredeydi? Lüleburgazspor’un kendi sahasındaki maçlarda boyunlarına taktıkları görev kartlarıyla sözde kendilerini önemli bir kişiymiş süsü verenler neredeydi? Bu maçın skorundan öte yaşananlar hepinize örnek olsun. Lüleburgazspor Küçükköy’e maça değil, günümüzde modern taktik olan psikolojik savaşa gitmiş sanki. Sonrasında yaşanan bu olaylar saha içindeki futbolu gündeme getirmeye aman vermiyordu. 21. yüzyılda profesyonel ligte yaşanan bu olayları doğru bulmuyorum ve şiddetle kınıyorum. Medeniyetten ötesi yalan. Hepinizin 8 Kasım Kurtuluş Bayramı'nı kutluyorum. Lafa değil, icraata bakalım. |